Kader Bolat, Edebiyat Nöbeti Dergisi’nden Semrin Şahin’le Konuştu…

Kader Bolat: Olağanüstü bir dönemden geçtiğimiz şu günlerde, diğer alanlarda olduğu gibi edebiyat dünyasında da birçok zorluk yaşandı. Pandemiyle birlikte, kitapların basımından tutun da dergilerin dağıtımı gibi konularda birçok sorunla baş etmek zorunda kaldı yayıncılar. Siz Edebiyat Nöbeti  dergisi olarak bu sorunlarla nasıl başa çıktınız? Nasıl bir yol izlediniz?

Semrin Şahin: Kaotik bir salgın süreci. Salgın bir anda geldiği için yayıncılık sektöründeki çoğu dergi gibi biz de hazırlıksız yakalandık. İlk günler nasıl bir yol izlememiz gerektiği konusunda kararsızlık yaşadığımız için bir süre bekleyip önümüzü görecek kadar salgının seyrini takip ettikten sonra o ay yayımlanacak olan sayımızı bekletme kararı aldık.  Birçok dergide aynı kararı aldı o dönemde. Birkaç sayımızı dijital yollarla okurlarımıza ulaştırdık. Dağıtım sorunları, kitabevlerinin kapalı olması, insanların evlere kapandığı bir dönemde ayakta durmak, dergiyi çıkartmaya devam etmek bizim gibi kendi ayakları üstünde durmaya çalışan bir dergi için çok zor oldu elbette.  Pandemi gibi büyük bir sorundan önce de arkasında sermaye gücü bulunan dergiler arasında beş yıldır var olmaya çalışıyorduk, son bir yıldır bu anlamda belimiz daha da büküldü diyebilirim. Ama ne olursa olsun azimle ve okurlarımızın desteğiyle bu zor süreci atlatacağımıza olan inancımız tam. Bunun yanında salgın sürecinde Edebiyat Nöbeti iki güzel edebiyat ödülüne  layık görüldü: Payda Yayınları Nedret Gürcan Edebiyat Ödülü ve Pusula Sahaf Kitabevi Emek Ödülü. Salgın dört bir koldan bizi boğmaya çalışırken bu iki güzel ödül biz emek verenler için devam etmek adına motive edici oldu diyebilirim.

Kader Bolat: Pandemi süreci, dergicilikte de yeni çığırlar açılmasına yol açtı. Bu dönemde sanal platformlar, e- dergiler, sesli e-dergiler, fanzinlerde artış gözlendi. Bu durumu dergicilik adına nasıl değerlendiriyorsunuz?

Semrin Şahin: Salgın dönemi biz insanlara ölümün soğuk yüzünü gösterdiği inancındayım. Ölüm korkusu insana bir direnç olarak hayatın içinde bir şekilde var olma telaşını getirdi. Sosyal medya kullanımı arttı. Hemen hemen herkes sosyal medya platformlarından saatlerce süren canlı yayınlar açmaya, atölyelere katılmaya ve eğitimler almaya başladı. Yeni yazmaya başlayanlar çeşitli alanlar yaratmaya, çeşitli yollarla kendilerine yeni yollar keşfetme ihtiyacı duydular. Bu nedenle dijital yayıncılık arttı. Bunların hepsinin edebiyatımız için olumlu bir gelişme olduğunu düşünüyorum.  Dergiler, edebiyat portalları, fanzinler bunların hepsi edebiyat nehrini besleyen yan damarlar. İyi veya kötü olmasıyla ilgili değil de niteliğin yükseltilmesi gerektiği konusunda görüş bildirebilirim. Editöryel süzgeçten geçmeyen birçok öykü veya yazı bu platformlarda yayımlanabiliyor.  Ben zamanın adil davranacağına inananlardanım. İyi edebiyat her zaman kazanacaktır. Bu nedenle çeşitliliğin olması ve gençlerin desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Tahsin Yücel, “Gerçek edebiyat ruhsal sağlığımızın güvencesidir, her zaman sürdürmüştür bu işlevini; umarım, bundan sonra da sürdürür,” der. Bu en büyük temennim benim de. Yaşadığımız bu süreçte edebiyata daha çok ihtiyacımız olduğu da bir gerçek. Bu nedenle birlikte çoğalıp edebiyata renk katmaya devam edeceğiz.

Kader Bolat: Biliyoruz ki dergiler, edebiyatın mutfağıdır, can suyudur. Çok sayıda edebiyat dergisi basılıyor. Ülkemizde yeterince dergi okuru var mı? Bu konudaki görüşleriniz ve değerlendirmeleriniz neler?

Semrin Şahin: İyi ve nitelikli edebiyat dergilerini takip eden bir avuç okur olduğunu düşüyorum. İnanın dergi okurundan çok öykü ve şiir yazan var.  Bin adet basılan bir derginin bitmemesinden anlayabilirsiniz bunu. Bunun yanında üç yüz veya dört yüz bin tirajlı dergiler de yok değil. Mesele bu dergilerin edebiyatla uzaktan yakından ilgisinin olmaması ve çabuk tüketilen ürünleri içinde barındırması. Artık çoğu okur iki metro durağı arasında okuyabileceği ürünleri istiyor.  Evet, ürün dedim, çünkü bunların bir metadan farkı yok benim gözümde. Sosyal medyada paylaşabileceği bir iki aforizma görmek istiyor. Elbette bunların sanatla ve edebiyatla uzaktan yakından ilgisinin olmadığını söyleyebilirim. Hız çağında olduğumuz için insanlar çabuk tüketebilecekleri kitap ve dergilere yöneliyorlar. Nitelikli edebiyat peşinde koşan bizim gibi dergiler bu durumdan olumsuz etkileniyor haliyle. Bunun yanında dağıtım ağına girememek de bir edebiyat dergisinin en büyük handikaplarından biri.  Aboneliklerle ayakta durmaya çalışıyoruz. Edebiyat dergilerinin, portalların, fanzinlerin çoğalması gerektiğini önceki soruda da belirttim. Bunu yaparken nitelikli okuru artırmak ve azimle dergiciliği sürdürmek gerekiyor.

Soruşturma dosyasına katkı sunduğunuz için teşekkürler.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ