Şerif Fatih Yazdı: “Farabi Felsefesinde Akıl”

Şerif Fatih

Yazarın şu ana kadar yazılmış 19 makalesi bulunuyor.

Bu yazımızda Farabi’nin Üstün Ülke El-Medinetü’l Fazıla, Es-Siyasetü’l-Medeniyye veya Mebadi’ül-Mevcudat , Farabi’nin Üç Eseri-Mutluluğu Kazanma  ve Akıl Risalesi eserleri çerçevesinde akıl kavramını inceleyeceğiz.

Akıl Risalesi’ nde Akıl Kavramı

Farabi bu risalesinde aklı altı sınıfa ayırır. İlki halka göre aklın anlamıdır. Farabi’ye göre halkın sahip olduğu akıl iyi ve kötüyü ayırt edebilmelidir. Akıllı kişi dindar ve faziletli olmalıdır. Aklını kötüye kullanan kurnaz olarak adlandırılır.

            Farabi ikinci olarak kelamcılara göre aklı tarif eder. Bu akıl toplumun ortak görüşüdür. Üçündü olaraksa akıl; felsefi bir kavram olarak tanımlanmaktadır. Buna göre akıl doğuştan gelen zorunlu bir bilgidir.

            Dördüncü tarif olarak akıl ahlaki olarak değerlendirilir. Bu akıl tecrübelerle kazanılır. Bu akıl Farabi’ye göre insanla beraber sürekli gelişir. Bu akıl nefsin bir bölümüdür.

            Farabi beşinci olarak sözünü ettiği akıl dört kısımdan oluşmaktadır: Bilkuvve akıl, bilfiil akıl, müstefad akıl ve faal akıl.

Altıncı akıl ise metafiziksel akıldır. Bu akıl diğer bütün akılların kaynağı olan ilk akıl veya mutlak akıldır.

Kozmik Akıllar

            Farabi’nin kozmik akıllar olarak adlandırdığı alem, soyut varlıkların bulunduğu alemdir ve maddeden tamamen bağımsızdır. Farabi kozmik akıllar alemini, gök cisimleri ya da ikincil sebepler olarak da isimlendirmiştir. Ayrıca filozofa göre, bir varlık var olmak için maddeye ihtiyaç duymuyorsa o varlık bilfiil akıldır.[1]

            Varlıkların mükemmelliği bir olana yani Tanrı’ya yaklaştıkça artar, uzaklaştıkça azalır. İlk olandan yani Tanrı’dan diğer varlıkların sudur etmesi; en mükemmel olandan kusurlu olana ve bir olandan çok olana doğru giden dereceli bir taşma demektir.[2]

            Tanrı adil ve cömerttir. Bu adil ve cömert olma durumundan dolayı ondan ikinci bir varlık taşmıştır. Tanrı’dan sonra en mükemmel olan varlık ondan taşan ve yine bir olan kozmik akıllardır. Maddesellik içermeyen bu kozmik akıllar hiyerarşik bir düzene sahiptir.[3] Farabi’ye göre ikinci akıllar hem kendini hem de varlığını borçlu olduğu ilk varlığı düşünür ve bu ikinci akıllar mertebesinde on tane akıl bulunur. Her bir kozmik akıl kendini düşünmektedir ve bu düşünmenin sonucunda kendi dışında bir varlık taşma sonucu ortaya çıkmaktadır.

            Tanrı’nın varlığından sudûr eden akılların her biri varlığını bir üst seviyedeki akıldan alır. Ayrıca bu akılların her biri bir alt düzeydeki akılları zorunlu olarak var etmek durumundadır. Kozmik akıllar hem kendisini hem de Tanrı’yı düşünür. Kendini düşünen kozmik akılların her biri kendisi gibi cisimsiz olan bir alt seviyedeki aklın sebebi olur ve yine kendi kendini düşünmeyle bir gök küresinin varlığının sebebi olur. Kozmik akılların kendini düşünmesiyle sırasıyla; ilk gök, sabit yıldızlar küresi, Zühal küresi, Müşteri küresi, Merih küresi, Güneş küresi, Zühre küresi, Utarid küresi ve Kamer küresi zorunlu olarak taşar. On akıl ve dokuz felekten oluşan ay-üstü alem tamamlanmaktadır. Bu taşma fiilinin son mertebesi faal akıldır.[4]

Ay-üstü alemde en alt mertebede bulunan yani kozmik akılların en sonuncusu olan faal akıldır.[5] Faal akıl madde değildir.

Faal Akıl

            Farabi’de faal akıl Tanrısal akıldan dünyevi akla geçişi temsil eder. İnsanda bilkuvve olan akıl, faal akıl sayesinde bilfiil akıl durumuna gelmektedir. Yani insani akıl, bilkuvveden bilfiil haline faal akıl sayesinde gelir.[6] İnsanı nihai olgunluğa yani en büyük mutluluğa ulaşmasını sağlayan faal akıldır.  Ancak faal akıl seviyesinde düşünebilen ve o seviyeye çıkabilen insan en nihai mutluluğa erişebilir.

            Farabi’ye göre insan hem akıl sahibi hem de maddesel bir varlıktır. Bu nedenle ay-üstü alemle birlikte ay-altı alemle de irtibat halindedir. İnsan faal akıl sayesinde ay-üstü alemle irtibat kurabilir. Yani insan faal akıl sayesinde ay-üstü alemle ay-altı alem arasında irtibat kurabilir. İnsan nefs ve faal akla yakın olması için maddesel olanlardan uzaklaşmak zorundadır. Faal akılla irtibat kurabilmek için bu gereklidir. İnsanın nefsi, maddesel olanlardan kendini soyutladığı miktarda faal akla yakın olmaktadır. İnsan bilkuvve akla sahiptir ama yine de insanın maddesel bir yanı vardı. Bunların yanında faal akıl aynı zamanda ay-altı aleme suretleri verendir.

            Farabi, insanın vahiy alabilmesinin sadece ve sadece faal akıl ile irtibat kurmasıyla alabileceğini söylemektedir. Faal akıl, ay-üstü alemle ay-altı alem arasındaki irtibatı sağlamaktadır. Faal akıl her türlü maddeden münezzehtir. Faal akıl sayesinde önce suretler oluşur daha sonra maddesellik meydana gelir. Bitki, hayvan ve insanların ruhları, akılları ve suretleri; madde ile suretlerin bir araya gelmesiyle oluşmaktadır.

            İnsan en yüksek mutluluğa faal akıl sayesinde ulaşabilir. Faal akılın görevlerinden biri insanın mutluluğa ulaşmasını sağlamaktır.[7] Mutluluk insan ruhunun maddeselliğe ihtiyaç duymayacak bir düzeyde olgunluğa ulaşması olarak açıklanır. Bunun için insanın faal akıl mertebesine ulaşması gerekir. Maddeyi mutluğunun önündeki bir engel olarak gören Farabi’ye göre insanın bu engelden faal akıl seviyesine ulaşarak kurtulabileceğini söylemektedir.

Nazari ve Ameli Akıl

            Farabi, insandaki düşünme yetisinde nazari (Teorik) akıl ve ameli (Pratik) akıl olmak üzere iki tür işlev vardır. İnsanın iradesi dışında bulunan matematik ve metafizik alanıyla ilgili olan akıl, nazari akıldır. Ameli (Pratik) akıl ise insanın yapabileceği işlerler ilgilidir. Yani pratik akıl zanaatlarla, teknik ve siyasal işlerle ilgili düşünme konularından oluşur.

            Farabi’ye göre nazari aklın üç mertebesi vardır.  Bunlar bilkuvve (potansiyel) akıl, bilfiil (edimsel) akıl ve müstefad (kazanılmış) akıldır.

            Bilkuvve akıl, insanların özsel niteliğidir. Yani insanın doğası gereğidir. Bilkuvve akıl, nefsin özüdür. İnsan aklı ilk başta bilkuvve akıldır. Bilkuvve aklın, bilfiil akla dönüşmesi faal akıl sayesinde olmaktadır.

            Farabi’ye göre bilfiil akıl, tüm insanlar için ortak olan makullerin, duyu organlarından gelen idraklerin düşünce haline gelmesi ve varlığın suretlerinin akılla kavranmasıdır. Bilfiil akıl, duyular vasıtasıyla kavrananları ve düşünülenleri faal akıl vasıtasıyla kavrar ve müstefad akla dönüşür.

            Müstefad akıl, insan aklının en yüksek mertebesini temsil eder. Soyut şeylerin kavrandığı akıldır. İnsan mutluluğu, müstefad akıl mertebesinde elde edebilir.[8] Müstefad akıl mertebesinde faal akılla hiçbir mertebe kalmamıştır. İnsan bu mertebede vahiy seviyesine yükselir. Farabi müstefad akıl seviyesine gelen insanın tam bir filozof olduğunu söylemektedir.[9]

            Farabi ayrıca, algılama ile düşünme arasında muhayyilenin bulunduğunu söylemiştir. Muhayyile, nazari ve ameli aklın yanında faal akılla da doğrudan ilişkilidir.


[1] Farabi, Üstün Ülke El-Medinetü’l Fazıla, s.63.

[2] Farabi, Üstün Ülke El-Medinetü’l Fazıla, s.48-49.

[3] Farabi, Üstün Ülke El-Medinetü’l Fazıla, s.56.

[4] Farabi, Üstün Ülke El-Medinetü’l Fazıla, s.56-57.

[5] Farabi, Es-Siyasetü’l-Medeniyye veya Mebadi’ül-Mevcudat, s.22.

[6] Farabi, Üstün Ülke El-Medinetü’l Fazıla, s.112.

[7] Farabi, Es-Siyasetü’l-Medeniyye veya Mebadi’ül-Mevcudat, s.22.

[8] Farabi, Üstün Ülke El-Medinetü’l Fazıla, s.113.

[9] Farabi, Üstün Ülke El-Medinetü’l Fazıla, s.124.

Kaynakça

Farabi, (1980). Es-Siyasetü’l-Medeniyye veya Mebadi’ül-Mevcudat, (Çev.  Mehmet S. Aydın, Abdulkadir Şener, M. Rami Ayas), Kültür Bakanlığı Yayınları, İstanbul.

Farabi, (2015). Üstün Ülke El-Medinetü’l Fazıla, (Çev. Seyfi Say), Kurtuba Kitap, İstanbul.

Farabi, (1974). Farabi’nin Üç Eseri: Mutluluğu Kazanma, (Çev. Hüseyin Atay), Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları, Ankara.

Kaya, Mahmut, (2005), İslam Filozoflarının Felsefi Metinleri, Klasik Yayınları, İstanbul.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ