Kader Bolat, Ecinniler Dergisinden Gökhan Arslan, Tunca Çaylant ve Çağla Çinili’yle Konuştu…

  • 03 Nisan 2021
  • 251 kez görüntülendi.
Kader Bolat

Kader Bolat: Olağanüstü bir dönemden geçtiğimiz şu günlerde, diğer alanlarda olduğu gibi edebiyat dünyasında da birçok zorluk yaşandı. Pandemiyle birlikte, kitapların basımından tutun da dergilerin dağıtımı gibi konularda birçok sorunla baş etmek zorunda kaldı yayıncılar. Siz, Ecinniler dergi ailesi olarak bu sorunlarla nasıl başa çıktınız? Nasıl bir yol izlediniz?

Çağla Çinili: 2020 krizlerle dolu bir yıl oldu. Yalnızca pandemi değil, etkisini küresel bazda hissettiren ekolojik felaketler, ekonominin hiç olmadığı kadar dibe batması, çocuk istismarları, kadın cinayetleri, cadı avına dönüşen LGBTİ+ düşmanlığı gibi pek çok elim hadiseyle beraber adeta ölümcül bir koşu parkuru gibiydi. Dergi fikrimiz işte tam da bu olayların içinde vücut buldu. Ecinniler, ulusal çapta dağıtım ağlarına dâhil bir dergi olmadığı gibi bütçesi tamamen üç kişi tarafından oluşturulan ve yayın hayatına bu şekilde başlamış matbu bir dergi. Bu başlangıç, pandemi ile beraber girdiğimiz sıkıntılardan sonra hem maddi hem de manevi anlamda dostlarımız, okurlarımız ve ailelerimizin desteği ile bir senedir dönen bir çarka evrildi.Yukarıda değindiğiniz sorunlarla neredeyse hasarsız olarak başa çıkabildiysek okurlarımız ve dostlarımız ile “aile” olmayı başardığımız içindir. Taşıma su ile değirmen döndüren gönüllü dostlarımız, pandemiye rağmen il il derginin dağıtımını üstlendi. Abonelerimiz sık sık e-mailler attı bize ve birçoğu haberleşmeyi asla kesmeden çok yüreklendirici diyaloglar kurdular bizimle. Bu süreçte, tüm zorluklarına rağmen, Ecinniler gibi bir dergiyi çıkarıyor olmanın ritmine tutunarak sağalttık biz de kendimizi. Derdimiz insanlara ulaşmaktı, okurla organik bir bağ kurarak edebiyat aracılığı ile bir farkındalık hareketi başlatmaktı. Evet, baskıya geç gittik, evet, iki sayımızı birleştirmek zorunda kaldık, evet, yeri geldi cebimizden biraz daha para ekledik ama sonuçta istediğimizi aldık. “Ecinniler Ailesi” olmayı başardık. O yüzden belirli bir strateji izledik diyemeyiz. Tek yaptığımız ne olursa olsun yeni sayılara hazırlanmayı asla bırakmamak ve çalışmaya devam etmekti. O sırada da her şey olacağına vardı zaten.

K.B.: Pandemi süreci, dergicilikte de yeni çığırlar açılmasına yol açtı. Bu dönemde sanal platformlar, e- dergiler, sesli e-dergiler, fanzinlerde artış gözlendi. Bu durumu dergicilik adına nasıl değerlendiriyorsunuz?

Tunca Çaylant: Teknolojinin gelişimiyle birlikte dijital yayıncılık, matbu yayıncılığın yanında öne çıkmaya ve kendisini gayet görünür kılmaya başladı, doğrudur. Hatta bu süreç pandemiden önce başladı bana kalırsa. Oggito, Parşömen Sanal Fanzin, Aksisanat, İshak Edebiyat, Dabaddest.org ilk anda aklıma gelen, edebiyat yayıncılığına pandemi öncesi, farklı zamanlarda başlamış mecralar. Pandemi sürecinde de Petroleus, Moreo Şiir Fanzini, Lahitteki Baykuş gibi e-dergiler ve fanzinler/yayınlar dikkat çekti, çekmeye de devam edecek gibi duruyor. Yine de Varlık dergisinin uzun tarihi az şey değildir misal. Keza Akatalpa kemikleşmiş bir okur kitlesi bulunan ve inatla çıkmaya devam eden bir dergi olarak önemlidir şüphesiz. Edebiyat Nöbeti, Sincan İstasyonu gibi taşra menşeli dergilerin süregelen yayınları, Türkiye’nin mevcut ekonomik şartlarında kesinlikle takdire şayandır. Bu soruda ama bence asıl konuşulması gereken yayıncılık formatından ziyade bu yayınları üretenlerin yenilikçi bir bakış açısına, çağı ve okuru yakalayabilen dinamiklere sahip olup olmadıklarıdır. Dijital yayınlar bu anlamda daha enerjik, esnek ve genç isimler tarafından hazırlanıp okura sunuluyor. Bu mecralardaki eserler, pandeminin ve içinden geçtiğimiz zamanların kaydını tutmaya bir tık daha yakın gibi bana kalırsa. Bu ivmenin köklü, matbu dergileri de bir zihniyet ve yayın felsefesi değişimi için mecbur bıraktığını görüyorum yavaş yavaş ve bunu merakla takip ediyorum açıkçası. Notos dergisinin “Türkçe Rap” konulu 84. sayısı bu anlamda ilgi çekiciydi örneğin. Günün sonunda matbu ve dijital, bu çoksesliliğin avantajları ve dezavantajları var tabii, bunlara girmeye kalkarsak lafı çok uzatırız. Nitelikli ve yenilikçi eserlere yer veren, güncel etkileşimleri takip edebilen ve zihniyet olarak çağı yakalayabilen tüm mecraların, matbu veya dijital fark etmez, geleceğe kalmak için bir şansları olduğunu düşünüyorum.

K.B.: Biliyoruz ki dergiler, edebiyatın mutfağıdır, can suyudur. Çok sayıda edebiyat dergisi basılıyor. Ülkemizde yeterince dergi okuru var mı? Bu konudaki görüşleriniz ve değerlendirmeleriniz neler?

Gökhan Arslan: Bizim dergicilikle ilgili bir şeyler yapmaya karar vermemizin ana nedeni, çok sayıda dergi çıkıyor olmasına rağmen nitelik olarak doyurucu dergilerle çok az karşılaşmamızdı. Maalesef edebiyatı popüler kültürün bir öğesi hâline getirmeye çalışan, ünlü isimlerle (bunlar zaman zaman şarkıcı, oyuncu ya da gazeteci bile olabiliyor) edebiyatta söz sahibi olacağını düşünen ve metinler üzerinden gitmek yerine kişiler ve onların özel hayatları üzerinden giden dergicilik anlayışı hâlâ varlığını koruyor. Nihayetinde bunun geçici bir durum olduğunu biliyoruz ama edebiyata, özellikle de yazma sevdasına yeni yeni bulaşan genç neslin bu geçici durumdan olumsuz etkilendiğini ve nitelikli eser üretme anlamında yanlış yönlendirildiklerini düşünüyoruz. Popüler kültüre hizmet ettiği aşikâr olan “edebiyat dergileri”, doğal olarak kendi okur kitlesini de yaratıyor. Elbette o dergileri okuyan herkes gerçek edebiyattan uzaktadır gibi bir genelleme yapmıyorum. Yine de bu durumun, metin odaklı çalışmalar yapan gerçek edebiyat dergilerine, okur anlamında bir zarar verdiği kanaatindeyim. Bizim Ecinniler olarak esas derdimiz bu algıyı kırmak. Biz akademi ve edebiyatın bir arada olabileceği, herkesin okuyabileceği, kişilerin hayatlarından ziyade ürettikleri metinlerle gündeme geleceği ve üzerinde çok fazla durulmamış konuların irdelendiği bir mecra yaratma niyetindeyiz. Birinci yılımızı devirdik ve okurlardan, çevremizdeki insanlardan, akademisyenlerden ve yazarlardan aldığımız tepkilere bakılırsa iyi bir okur kitlemiz olduğunu düşünüyoruz. Nitelikli edebiyat illaki gerçek okurunu buluyor.

Gökhan Arslan: 1979 yılında İzmir’de doğdu. İzmir Atatürk Lisesi ve Kocaeli Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo-Tv ve Sinema bölümünü bitirdi. İlk şiiri 1995 yılında Minerva dergisinde yayımlandı. 90’lı yılların sonunda İzmir’de Kılavuz Karga isimli bir fanzin çıkardı. İstanbul’da 12 sayı yayımlanan yeniyazı dergisinin yayın kurulunda yer aldı ve Didim’de Güven Pamukçu tarafından çıkarılan Akköy dergisinde editörlük yaptı. Halen Çağla Çinili ve Tunca Çaylant’la birlikte Ecinniler kültür edebiyat dergisini çıkarmaktadır. İlk şiir kitabı yaraya tutulan ayna (2010 Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü, Mayıs Yayınları) 2010 yılında, ikinci şiir kitabı babam beni niye öldürdü (yeniyazı yayınları) 2011 yılında, üçüncü şiir kitabı güzel hastalık (İkaros Yayınları) 2013 yılında, dördüncü şiir kitabı bozuk oda (Yitik Ülke Yayınları) 2017 yılında ve son şiir kitabı tebeşir bahçesi (İthaki Yayınları) 2021 yılında yayımlanmıştır.

Tunca Çaylant: 1983 yılında Bandırma’da doğdu. Boğaziçi Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri bölümünden (2005) mezun oldu. Yüxexes-Karakalem, Karakalem, Penguen, Diri Ozanlar Derneği, Çevrimdışı İstanbul, Babylon, Yeni E ile İngiltere’de yayımlanan Lungs Project dergilerinde ve Kara Şiir Antolojisi’nde şiirleri; 80’lerde Çocuk Olmak, Tuhaf Alışkanlıklar Kitabı ve Mutsuz Aşk Vardır kitaplarında yazıları yayımlandı. İlk şiir kitabı Araftar, Nisan 2015’te Yasakmeyve Yayınları’ndan çıktı. Şiirleri İngilizce, Kürtçe ve Macarcaya çevrildi. Ocak 2020’de yayın hayatına başlayan Ecinniler kültür ve edebiyat dergisinin üç yayın kurulu ve kurucu üyesinden biridir. İstanbul’da yaşamaya devam etmektedir.

Çağla Çinili: 1992 yılında Sakarya’da doğdu. Kocaeli Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra avukatlık stajını İstanbul’da tamamladı. İlk öyküsü Varlık dergisinde ve ilk şiiri Çevrimdışı İstanbul dergisinde yayımlandı. Lungs Project ekibinin Kasım 2019’da ABD ve İngiltere’de basıma giren “New Landscapes” antolojisinde İngilizce’ye çevirilmiş beş şiiri ile yer aldı. Ayrıca Enchanting Verses dergisinin “Türk Şiiri” sayısına iki şiiriyle dahil oldu. Ocak 2020’de yayın hayatına başlayan Ecinniler Kültür ve Edebiyat Dergisi’nin üç yayın kurulu ve kurucu üyesinden biridir. İstanbul’da serbest avukat olarak çalışmaktadır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ