Baki Asiltürk’ten Kurşun Kalem Dergisi’nde Yer alan Kuşak Dosyasına Eleştiri…

  • 13 Ocak 2021
  • 351 kez görüntülendi.

Şiirde Bitip Tükenmeyen Kuşak Tartışmaları Üzerine

Bâki Asiltürk

Kurşun Kalem dergisi (Ekim-Kasım-Aralık, 2020) bir “kuşak” dosyası hazırlamış. Daha doğrusu, bunun, editöryal marifetle değil de dışarıdan hazırlanıp dergiye ulaştırılmış bir dosya olduğu anlaşılıyor. Aksi takdirde, zaman zaman teşrik-i mesai içinde bulunduğumuz değerli editör Mine Ömer “kuşak” tartışmasında 15 yıldır gündem oluşturan kitabım üzerinden mutlaka bana da mikrofonu uzatırdı. Neyse, “küçük beyinler kişilerle, orta beyinler olaylarla, büyük beyinler fikirlerle uğraşır” şiarınca dosyadaki kişilere değil, soru-yanıt şeklinde ilerleyen sayfalarda, dağınık şekilde yer bulan düşüncelere, iddialara odaklanalım ve madde madde ilerleyelim:

1.  Türk Şiirinde 1980 Kuşağı adlı çalışmamdan duyulan memnuniyetsizlik üzerinden psikoloji geliştirip vizyonsuz genelleme yaparak “edebiyatta ve sanatta kuşak yoktur” demek sığlıktır. Bu sadece Türk edebiyatının değil, başka edebiyatların da gündeminde olmuş bir kavramdır: “Beat Generation” kavramını ben uydurmadım! 70 Kuşağı kavramı kullanılmaya başlandığında da ben henüz ilkokula bile başlamamıştım!

2. “Kuşak kaç yılda oluşur, gerekçeleri nelerdir, bunlar ortaya koyulmadan kuşak kavramını kullanmak yanlıştır.” deyip durmuş dosyaya katılan arkadaşların bir kısmı. Katılıyorum! Ne var ki ben zaten söz konusu kitabımın ilk bölümünde bunu otuz sayfa boyunca tartıştım, notlandırdım. Burada tekrar anlatmayayım, bir zahmet o kısma bakınız!

3. “Kuşak çatışması diye bir şey olmadığını, bunun uydurulduğunu” söylemek cahilliktir. Milli edebiyat kuşağı Servet-i Fünun ve Fecri Ati kuşaklarına; 1950 Kuşağı, 1940 ve Garip Kuşağına; 1960 Kuşağı şairleri de 1950 Kuşağına ve İkinci Yeniye ciddi ve iddialı itirazlarla şekillenmiştir. Bu iş, reklamcılığa benzemez! Boş atıp dolu tutmak, edebiyat tarihçiliğinde mümkün değildir. Ben reklamcılık mesleği hakkında atıp tutmuyorsam, reklamcının da Türk edebiyatı tarihi hakkında gereksiz yere konuşmaması, illa da söz almak istiyorsa öncelikle 4-5 edebiyat tarihi ve 40-50 makale okuması lazımdır. Hilesiz Terazi ve Şiir Yüklü Gemi orada duruyor!

4. “Efendim, bu 1980 Kuşağı da ne demek oluyor? 1980 ile 90 şairleri arasındaki farkları söyleyebilir miyiz ki böyle bir iddia dile getiriliyor?” demek için insanın az buz değil “bir gecede cahil kalacak kadar cahil” olması gerekir. Çünkü… evet… söyleyebiliriz! Tabii, bunu söyleyebilmek için 80’ler hakkında kitap yazmış olmak; 90’ları da Serdar Koçak, Osman Çakmakçı, Ali K. Metin, Birhan Keskin, Osman Özbahçe, Cevdet Karal, Ömer Erdem, Hüseyin Akın, Didem Madak vs. üzerinden sıkı şekilde izlemiş olmak gerekir. Ben bunu 25 yıldır yaptığım için iki kuşak arasındaki farkları isteyene 5 sayfada, anlamayana da 500 sayfada anlatabilirim. Hem de analitik, karşılaştırmalı olarak! (Üzerinde uzun zamandır çalıştığım bir kitap hazırlığım var 90’larla ilgili.) Sizin bilgi ve donanım yetersizliği nedeniyle “söyleyemeyeceğiniz” şeyleri benim de söyleyemeyeceğimi zannetmeniz pek eğlendirici. Biraz terbiye lütfen…

5. Bir zamanlar “şeyh-mürit” edebiyatı zirvelerinde dolaşıp sonra bundan vazgeçmiş görünerek (esasında hiç de vazgeçmeyerek!) gelenek goygoyculuğu yapmak kişiyi bir yere taşımaz. Olsa olsa akan bir nehrin kenarında oturup gelen geçene bakarsın, laf söyleyecek adam ararsın, polemikten beslenmeye çalışırsın. Böyle böyle yıllar geçer gider, sonra bir bakarsın ki arpa boyu yol gidememişsin. Irmak akar, mürit bakar!

6. Kuşak şairlerinin “gelenekselci, imgeci, anlatımcı, folklorik…” vs. şeklinde tasnifine karşı çıkmak mütenekkitliktir. Nedeni açık! “Bağlam” yoksa anlam da yoktur ve “güzelleme veya küfür edebiyatı” yapmıyorsanız her şairin hem tarih içine hem de kendi dönemi içinde bağlama oturtulması şarttır. “Bağımsızlık” bile bir bağlamdır. Bağlamı belirleyen de araştırmacı değil, tam tersine, şairin yazıp söyledikleridir! Bir başka ifadeyle 30 yıl “gelenek, şeyh-mürit” dairesine övgüler yağdırıp şimdi bunların modası geçtiği için kendini farklı bir yere konumlandırmaya çalışmak, bunu yaparken de araştırmacıya desteksiz “tenkit” yöneltmek, 30 yıldır reklamcılık gibi kapitalist bir meslek icra edip devran dönünce antikapitalist resim vermeye çalışmak köylü kurnazlığıdır. Siz, unutulup gitti zannedersiniz ama edebiyat tarihi ve arşiv unutmaz, 40 yıl önce söylediğiniz bir söz bile inkârdan berîdir.

7. Okumadan bilgi sahibi olmaya çalışan genç arkadaşım. Seni kullanmaya çalışanların amacı kendilerine yem etmektir. Kuşak kavramının yanlış olduğunu göstermek için, “1980 Kuşağı içinde gösterilen şairler 90’larda ve 2000’lerde yazmaya devam etmediler mi?” diye sormuşsun. Elbette devam ettiler! 500 sayfalık kitabı boşuna yazmadık. Oku, kitabın yeni baskılarda güncellendiğini, şairlerin en yeni eserleriyle ilgili değerlendirmelerin de kitaba eklendiğini, yeni kitaplarındaki yönelişlerinin de gösterildiğini göreceksin. Varlık’ta da birkaç yıl önce 80-90 karşılaştırması amaçlı bir dosya yaptık, oraya da bak! Bu satırların yazarının, “80 Kuşağı şairlerinin en önemli yapıtlarının çoğu 90’larda yayımlanmıştır.” dediğini ve bunu madde madde gerekçelendirdiğini göreceksin, sakın şaşırma!

Son olarak, dergideki dosyanın üst başlığına istinaden:

“Kuşak” kavramını kullanmak bir araştırmacıyı vasat yapmaz, tam tersine, araştırma yapıp eleştiri yazarken kavram kullanamamak kalem sahibini vasat yapar. Zaten öyle de olmuştur; dosya, üzülerek de olsa söylemeliyim, bir iki yazı dışında vasatların sığınma alanı görünümünde. Yeni yetmelerle, kerameti kendinden menkul şeyh ve müritlerle, fare olmadan çuval delmeye çalışan vasat akademisyenciklerle, sırtını sıvazlayarak iftira ve yalana alıştırdığınız müteşairelerle toplaşıp hücuma geçerek bir yere varamazsınız. On beş yıl önce yayımladığım kitap hâlâ gündeminizde olduğuna göre on beş yıldır bir adım ileri gidememişsiniz demektir. Acaba, yıllar önce 1980 Şiiri Sempozyumu kapanış konuşmasında, yüzünüze baka baka, “Bâki Asiltürk bu kitabı yazmış olmasaydı çoğunuz unutulup gidecektiniz.” diyen Doğan Hızlan haklı mıydı?

Unutmayın ki benimle uğraşmak, dünyayla uğraşmaktır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ