Derya Balcı Yazdı: Herkes Biraz Kadın Olabilir Mi

  • 21 Kasım 2020
  • 181 kez görüntülendi.

Kadın “ sevgi” dir…

Kadın “ şefkat”tir…

Kadın “ ana” dır…

Kadın “hayat” tır…

Kadın yaşamın ta kendisidir bence. Kadınların En Güzel Tarihi adlı eserde Nicole Bacharan, cinsiyetler arası değer ayrımcılığından bahseder ve erkeğin değerinin kadından yüksek olduğunu söyler. Bu görüşü çeşitli incelemeler sonuncudur tabi. Dünyanın dört bir tarafında, geçmişte ve günümüzde, erkeğin kadından üstün olduğu kabul edilmiştir.

 Toplumların tarihi süreçlerine baktığımızda kadınların hep erkeklerden sonra geldiğini görürüz.  Örneğin; Eski Hint geleneğinde kadın, erkeğin mutlak egemenliği altında yaşamıştır. Hint kadını erkeğine kayıtsız şartsız itaat ve sadakat göstermek zorundadır. Eski Çin ve Japon geleneğinde ise kadının değeri, kocasına ve kocasının akrabasına olan hizmeti ile ölçülür. Eski Yunan ve Roma geleneğinde kadın, alınıp satılan veya devredilen bir eşya gibidir; kötülüğün kaynağı; yaratılışta eksik kalmış sıra dışı bir varlık olarak kabul edilirdi. Cahiliye müşrik geleneğinde kız çocukları toplumun yüzkarası sayıldığı için insanlık tarihinde daha önce görülmemiş bir tarzda çoğu zaman diri diri gömülmek suretiyle öldürülürdü.

Kadının çilesi yüzyıllardır sürüp gitmektedir. Oysa kadın ve erkek eşittir. Kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’de “O, sizi tek bir nefisten (Âdem’den) yaratan ve sükûnete kavuşsun diye ondan eşini yaratandır.” ayetiyle kadın ile erkek yaratılışından bahseder.

            Kadın eksik etek değildir, kadın saçı uzun aklı kısa değildir. Kadın “ can”dır…

            Işte bu noktada “Herkes Biraz Kadın Olabilir mi?” diyerek “kadın”ı tüm insanlığa anlatmak için yola çıktık.

“Yanık bir buğday gibiydi bu eseri oluşturmak ve

 Hala dumanı tütüyor zihnimin içinde

 Yaşamın bir ucu tutuşmuş biz hiç farkına varmadan

 O uçta hep bir kadın yüreği

 Hep bir ana, abla, teyze…

 Sıfatı kişiye göre değişen bu kişilerin hepsi birer kadın.

 … “ diyerek anlatıyor Mustafa Yılmaz eserin oluşumunu. “Herkes biraz kadın olmalı” kadın erkek empati yapabilmeli. Benim de öykülerimin yer aldığı “Herkes Biraz Kadın Olabilir mi?”  adlı eser bir ortak kitap olma özelliği taşıyor. Yüreklere dokunan yaşanmışlıkları dile getiren öykü ve anlatılarda kadının dramını, toplumumuzun kadını nasıl ötekileştirdiğini, değersizleştirdiğini okuyoruz. Her biri yaşanmış gerçekler ya da derlenmiş öyküler. Bazılarımızın  belki de hiç görmediği, bilmediği dünyalara yolculuğa çıkarıyor eser. Her satırında; kadın ruhuna bir dokunuş, kadının dünyasından kadının dünyasına bir bakış karşımıza çıkıyor. Kadın olmayı anlayabilmek için Zeynep olmalı, Durkadın olmalı, Zozan olmalı herkes. Bilge, görmüş geçirmiş babaanneler, anneanneler olmalı herkes. Ülkemin ücra köşelerinde köy öğretmeni olmalı, hemşire, ebe olmalı kadını anlayabilmek için.

Kadın her yerde “ ezilen kadın” maalesef. İster ülkemizde olsun, ister Almanya’da yaşayan gurbetçi kadınlarımız olsun. Adı anılmasın kadının; çalışsın, çocuk doğursun, yemek yapsın, evini barkını çevirsin… Her şeye rağmen kadın, hayata karşı mücadele ediyor ve güçlü duruşundan taviz vermiyor.

Kadın olmak; mücadelenin adı, bir duruşun yüreğidir.

Selam olsun yüreği sevgi dolu tüm güçlü  kadınlara!

Mısralardaki Öykü’m Kadın Çalıştayı, Herkes Biraz Kadın Olabilir mi, 1. Baskı, Eylül 2020, Ankara

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ