İbrahim Şinasi’nin Edebiyatımızdaki Yeri

  • 14 Ekim 2020
  • 91 kez görüntülendi.

Türk ve dünya edebiyatındaki ilkleri sıralamıştım. Bu ilkleri tek tek inceleyip ayrıntılarını sizlerle paylaşacağım. Bugünkü konum Şinasi ve onun edebiyatımıza katkıları.

Şinasi, Batı’ya yönelen edebiyatımızın öncülerinden ve on dokuzuncu yüzyılda görülen yenileşme hareketlerinin önemli temsilcilerindendir. Avrupa’ya gönderilen ilk öğrencilerden olduğu için Avrupa edebiyatını yakından tanıma olanağını bulmuştur.

İlkleri bize sunan edebiyatçımızdır. Peki Şinasi’nin bu ilkleri nelerdir?

İlk özel gazeteyi ( Tercüman-ı Ahval- 1860) Agâh Efendi’yle çıkararak Tanzimat Edebiyatını başlatmıştır.

Tasvir-i Efkâr, 27 Haziran 1862’de Şinasi tarafından çıkarılmaya başlandı. Şinasi; gazetenin amacını, halka kendi yararlarını düşünmeyi ve kendi sorunları üzerinde durmayı öğretmek olarak açıklamış; ilk kez kamuoyunun önemini vurgulamıştır.

Fransızca’dan ilk şiir çevirilerini yapmıştır.

Şinasi’nin en önemli katkılardan biri Fransız cümle düzenini Türkçeye taşımış olmasıdır. “Eski cümle tipini neredeyse tümüyle ortadan kaldırmış, bunun yerine söz dizimini (syntaxe) Fransızca’dan aldığı yeni bir cümle kuruluşunu getirmiştir. Bu yeni cümle biçimi, bugün kullandığımız cümle yapısının daha ilkel biçimini oluşturmakla beraber, eski cümleye de çoğu yönüyle uyuyordu. Mehmet Kaplan’a göre “Şinasi’nin asıl yeniliği ve farklılığı geliştirmiş olduğu üslubundadır. “

Yapıtlarında dönemin koşullarınca sade bir dil kullanmış, Avrupa tarzı düz yazının ilk örneklerini vermiştir. “Tecüman-ı Ahval Mukaddimesi”, edebiyatımızdaki makale türünün ilk örneğidir.

La Fontaine tarzı ilk fabl örneklerini yazarak Türk şiirine farklı konuların yer almasına neden olmuştur.

Durub-u Emsal-i Osmaniye‘yi (Osmanlı Atasözleri) yazarak atasözleri üzerinde ilk incelemeyi yapmıştır.

Noktalama imlerinin edebiyatımızda ilk kez kullanıldığı “Şair Evlenmesi”, Şinasi tarafından kaleme alınmıştır.

ŞİNASİ VE “ŞAİR EVLENMESİ”

Şair Evlenmesi, 1860’da Tercüman-ı Ahvâl’de bölüm bölüm yayımlanan ( tefrika edilen) ardından kitap olarak basılan, töre komedisi tarzında yazılmış Türk edebiyatının ilk tiyatro yapıtıdır.

Şair Evlenmesi, evlilik hayatına hazırlanan Müştak Bey’in arkadaşı Hikmet Efendi ile konuşması ile başlar.

Müştak Bey Kumru Hanım ile evleneceği için çok mutludur ve tek çekincesi onun çirkin ve yaşlı ablası Sakine Hanım ile akraba olmaktır. Şakayla karışık Sakine Hanım ile Hikmet Efendi’yi evlendirmeyi teklif eden Müştak Bey, Hikmet Efendi’nin söylediklerini fazla ciddiye almaz, ancak arkadaşı evlilikte bir bit yeniği olabileceğini, ailenin onu Kumru Hanım yerine daha büyük olan – ve geleneklere göre daha önce evlenmesi gereken – Sakine Hanım ile evlendirebileceğini düşünmektedir

Gelin getirildiğinde, Hikmet Efendi’nin endişelerinde haklı olduğu anlaşılır. Evliliği ayarlayan Ziba Dudu, Müştak Bey’in Kumru Hanım ile değil, ablası Sakine Hanım ile nikâhlandığında diretir. Büyük bir panik yaşayan ve bir yanlışlık olduğunu anlatmaya çalışan ana karakter, nikahı kıyan Ebu’l-Laklaka’dan yardım umar, ancak o da çirkin ve ihtiyar ablayı evlendirme yönündeki planın bir parçasıdır.

Müştak Bey’in bu evliliği kabul etmemesi, Ebu’l-Laklaka ve mahallelinin tepkisini çeker. Ziba Dudu ve Ebu’l-Laklaka tarafından coşturulan kalabalık, Müştak Bey’in evliliği kabul etmemesi durumunda onu mahalleden kovacak duruma gelir.

Bu sırada olay yerine gelen Hikmet Efendi, önce bütün bu kargaşanın anlamını çözmeye çalışır, durumu anladıktan sonra da Ebu’l-Laklaka’ya gizlice rüşvet vererek durumu düzeltmesini ister.

Bu noktaya kadar evliliğin geçerliliğini savunan Ebu’l-Laklaka, rüşvet aldıktan sonra fikrini değiştirir. Müştak Bey’in “büyük kızla” evlendiğini söylerken, yaşça değil, “boyca” büyük olanı kastettiğini söyleyen Ebu’l-Laklaka, Müştak Bey ile Kumru Hanım’ı evlendirir ve olay mutlu bir sona bağlanır.

Son bölümde Hikmet Efendi mutluluk sarhoşu olan arkadaşına yaşananlarla ilgili bazı öğütler vermeye çalışır, ancak gözü Kumru Hanım’dan başka bir şey görmeyen Müştak Bey onu fazla ciddiye almadan yanından uzaklaştırır.

Görücü usulü evliliğinin sakıncalarını konu alan eser, geleneksel Türk tiyatrosunun izlerini taşır. Sade ve doğal bir konuşma diliyle yazılmıştır. Oyun kahramanları dönemin toplumsal yapısını yansıtan gerçekçi karakterlerdir. Eser, klasik Fransız tiyatrosunun ve özellikle Molière’in etki ve izlerini de taşır.

KAYNAKÇA:

1- https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0brahim_%C5%9Şinasi

2-  Dr Aslan Tekin, Edebiyatımızda isimler, Elips Yayınları, Ank. 2005, shf, 505

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ