Zerrin Saral ile Öykü Zamanlığı‘na Fulya Bayraktar Konuk Oluyor…

  • 28 Nisan 2020
  • 488 kez görüntülendi.

Zerrin Saral, Aksisanat Portal için yazlarlarla Öykü Zamanlığı‘nda Bir araya geliyor. Öykü Zamanlığı‘nda Zerrin Saral bu defa Fulya Bayraktar’a soruyor: 

Dünya hızla değişirken, sanatın izdüşümü, sanatçının sanatını ortaya koyma şekli de aynı hızla, değişime/dönüşüme uğruyor. Böylesi bir çağda, veri tabanını koruyan, yaratım sürecinize katkı sağlamış, tüm zamanların öyküsü/öykücüsü dediğiniz öykü ve öykücü(-ler) kimler? Bu tercihi, yazınınızda neye/nereye dayandırıyorsunuz? 

Fulya Bayraktar: Sanatın, estetik olma zorunluluğu dışında, yenilikçi, dönüştürücü, değiştirici ve en önemlisi de eleştirel yönü olması gerektiği düşüncesindeyim. Kendi kendini tekrarlayan, zamana, egemene uyum sağlayarak ilerlemeye çalışan sanatın sanat olduğundan şüphe ederim. Elbette her yenilikçi hareket ya da değişim başarıyla sonuçlanmayabilir. Ancak sanat da aynı insan gibi, kendisini bekleyen her ne ise, onu “göze alabildiği kadar”dır.

Bu söylediklerimden yola çıkarak söylemeliyim ki; tarihsel süreçte, edebiyat alanında, öyküde yeni şeyler söyleyebilen, farklı biçimler deneyebilen ve oto sansürle baş edebildiği görülen, çok çalışmış, çok yazmış, döneminin öykü anlayışına, edebiyata katkıda bulunmuş, yaşam biçimi ve düşünceleriyle beni şaşırtan yazarlar üzerine okumayı ya da onların yazdıklarını okumayı tercih ediyorum.    

Wirginia Woolf’un bilinç akışı yöntemini başarıyla kullanarak yazdığı eserler, Albert Camus ve Jean Paul Sartre’ın, benimsedikleri varoluşçu felsefeyi edebiyat üzerinden ortaya koyma çabaları ve başarıları, Sait Faik’in, gündelik hayatı öykünün içine alması ve çalışmanın kutsanması karşısında aldığı tavır, Yusuf Atılgan’ın, eserlerindeki belki de tez sayılması gereken düşünce ve yazma biçimleri, yazma cesareti, Hemingway’in, öykülediği bir enstantaneyi, bir bakışı ya da diyaloğu ölümsüzleştirebilen anlatım gücü beni kişisel olarak heyecanlandırırken, bir öykücü olarak da okumaya, yazmaya teşvik ediyor.  

Öykü bazında bakarsak; Çehov ve Maupassant’ın pek çok öyküsünün, Sait Faik’in “Alemdağ’da Var Bir Yılan”, Ferit Edgü’nün “Çığlık”, Onat Kutlar’ın İshak, Necati Cumalı’nın Ay Büyürken Uyuyamam, O’henry’nin Son Yaprak, Bilge Karasu’nun Göçmüş Kediler Bahçesi, Leyla Erbil’in Gecede’ki öyküleri, Stefan Zweig’in uzun öyküleri, özellikle Amok Koşucusu ve Bir Çöküşün Öyküsü, Gogol’un Palto ve Burun öykülerinin, tüm zamanlarda öykü severlerimiz tarafından okunacağını düşünüyorum.

Felsefi ögeler, meseleler taşıyan öyküler yazan yazarlar sanırım beni daha çok çekiyor. Bahsi geçen ya da ismini anamadığım birçok yazar, hepsi ama hepsi hiç düşünmesem de öykü yazarken eminim benim yanımdalar. Belki de diyorum, farkında olmadan yazmalarımı ve silmelerimi onlar belirliyor. Doğrudan kendime örnek aldığım ya da “dönüp dönüp okurum” dediğim bir yazardan bahsedemem. Ancak sevdiğim yazarların tüm kitaplarını okumaya çalışırım. Bu okumalardan sonra bende kalanlardır asıl olan.  

Öykü üzerine düşünmeyi ve öykü üzerine yazılanları okumayı seviyorum. Bu sevgi, sanırım öyküde ufacık da olsa yeni bir bakış geliştirebilmek çabamla ilgili. Evet, her yazarın belli konuları, meseleleri dert edindiği ortada, ancak meselemizi veya anlatmak istediğimizi daha iyi ve kalıcı bir şekilde nasıl anlatabileceğimize, bizden önceki yazarları ve günümüz yazarlarını da okuyarak yine kendimiz karar vereceğiz. Yazmak, benim açımdan çok fazla sorumluluk ve iddia taşıyan bir eylem. Bu nedenle, çok uzun yıllardır edebiyatla ilişkim olduğu halde, şimdiye dek iki öykü kitabı çıkarttım. Daha iyisini, daha da iyisini yazabilmek için hep uğraşacağımı düşünüyorum. 

Teşekkür ederim.  

Fulya Bayraktar:

Adana’da doğdu ve lise eğitiminin sonuna kadar orada yaşadı. Ankara Üniversitesi, Siyasal Bilgiler Fakültesi, İktisat bölümünü bitirdi. Bir kamu bankasında uzman ekonomist olarak uzun yıllar çalıştı. Evli ve bir oğlu var.

On beş yıldır, üç kadın arkadaşıyla beraber, Lacivert Öykü ve Şiir Dergisi’ni çıkarıyor. Lacivert Dergisi için dosyalar, söyleşiler hazırlıyor, yazılar yazıyor. Öykü ve yazılarını pek çok dergide yayımlattı. 2015 yılında “YUH!”, 2019 yılında ise “Bana Öyle Tuhaf Bakma” isimli iki öykü kitabı çıkardı. Hâlen Ankara’da, Babil Kültür ve Sanat Evi’nde edebiyat söyleşileri ve atölyeleri düzenliyor, edebiyat atölyesi eğitmenliği yapıyor.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ