Türkhan Bozkurt Söyleşisi – Bayram Sarı

  • 19 Nisan 2020
  • 325 kez görüntülendi.

Bayram Sarı

“Büyük güne az kaldı. Dünyanın bugüne kadar gördüğü, en azından insan türünün gördüğü en büyük patlamaya…Bir kısmımız öleceğiz bu kesin. Zaten istediğimiz de bu! Bu kadarla kalmasını sağlamak yani…Yoksa hepimiz öleceğiz. Daha doğrusu dünya ölecek…” ( Romandan Alıntı)

“Yörünge 3185”i, roman yapan niteliklere, mesela romana özgü anlatının basit ve tek konulu yorumunu önleyen içkin bir kendiyle çelişme haline, soyut düşüncelere ve ikiliklere indirgenmeye direnen romana özgü yoğun betimleme kullanımına, alegorik yorumlamayı savuşturan karakterlerin dramındaki ahlaki ikiliğin cisimleşmesine, rasyonel düşünceyle tümüyle erişilebilir olmayan sembolik unsurların varlığına diğer edebi türlerden ayrı olarak nasıl bir yaklaşım göstereceğini, yazarı Türkan Bozkurt ile konuştuk.

Bayram Sarı: Edebi metin okurunun, bilimkurgu türüne yaklaşımı günümüzde nasıldır; bilimkurguyu edebi türler içinde nereye koymak gerekir ve bilimkurgunun edebi metinler arasında ne gibi yeniliklere yol açtığını söyleyebilirsiniz?

Türkan Bozkurt: Bilim kurguda tasvirler ve karakterlerden ziyade olay örgüsüne daha çok önem verilir. Hiç de azımsanamayacak bir okur kitlesi vardır. Ben bu kitabı yazarken içindeki bilgilerin doğru olması konusunda çok titizlendim, çok araştırma yaptım. Sade bir dil kullanmaya çalıştım. Asıl çarpıcı olan olayın kendisi olmalıydı. Edebi metin okuru yeniliğe açıktır, okuduğu metin hakkında düşünmeyi, yorum yapmayı sever. Bunu başkaları ile paylaşır. Beğenmezse açıkça söyler.

Bayram Sarı: Alternatif gelecek kurgunuzda yabancı olmayan ama dönüşmüş bir dünya/gezegen tanıtmaksızın, ama yeni teknolojilerden/antropolojiden söz ederek yeryüzündeki olayları “Yörünge 3185” metninizde yeniden düzenliyorsunuz; bilimkurgudan çekinen veya bu türü hafife alan okura, edebi anlamda güven vermeyi nasıl başardığınızı düşünüyorsunuz?

Türkan Bozkurt: Okuyan insanların gözünde yakaladığım ışık bana doğru yolda olduğumu gösteriyor diyebiliriz. Öncelikle şunu belirtmeliyim. Uzun ve güzel tasvirler okumayı seven, yazarın hayal dünyasına kendini kaptıran, derin psikolojik tahliller bekleyen biriyseniz bu kitaptan hoşlanacağınız konusunda şüphelerim var. Bu kitapta yazar size ipuçları verir fakat nasıl bir dünya hayal edeceğinizi, yaşanan olaylar karşısında ne hissedeceğinizi size söylemez. Hayal gücünüzü çalıştırmalısınız.  Yaşanan geri dönüşlerle sizi şaşırtır, aslında olabilecek ama toplumsal olarak içinde bulunduğumuz ruhsal durumdan dolayı mümkün olamayacağını düşündüğümüz şeyleri kafanıza sokarak rahatınızı kaçırır. Ayrıca bu kitabı yazarken okurla aramızda kurulacak bağı düşündüğümde aklıma gelen kelime güven değil umuttu. Fütürist bir yaklaşımla yazılmıştır ve ana teması umuttur. Bu yüzden “Dünya’nın geleceğinden umudunu kesmeyen o güzel insanlara adanmıştır.”

Bayram Sarı: Bilimkurgunun, her türlü statükonun hayal gücüyle yıkımına etkisi var mı, bu bağlamda bu türe “Devrimci”  özellikler yüklenebilir mi?

Türkan Bozkurt: Bilim kurgunun sınırı yoktur. Olmazı bile oldurmaktır diyebiliriz. Kaldı ki Dünya’mız zaten her türlü statükonun yıkıldığı yepyeni bir devrimin eşiğinde farkında değil misiniz? Dünya’da yaşanan olaylara bakış açımızı değiştirmeliyiz. Büyük bir değişimin tam ortasındayız. Aile yapılarımız, para kullanımımız, olaylara verdiğimiz tepkiler, eğitime bakışımız, alış veriş alışkanlıklarımız, toplumsal hassasiyetlerimiz değişiyor. Biz değişiyoruz.

Bayram Sarı: “Yörünge 3185” metniniz için “Yaratılış” veya “Nuh’un Gemisi”nin modern kurgusudur denilebilir mi?

Türkan Bozkurt: Bu çok çarpıcı bir tespit olmuş. Hiç bu şekilde düşünmemiştim. “Yaratılış” ve “Nuh’un Gemisi”nden bir yönüyle ayrılıyor. Bahsettiğimiz durumlarda sıfırdan yaratılış ya da çöküşte olan topluma bir şans daha verilmesi konuları var. Yörünge 3185’te ise bilimin ışığında sürekli bir iyiye gidişten bahsediliyor.

Bayram Sarı: “İcat edilmiş çoğu dil, icat edilmiş isimlerle başlar,” diyor, Ursula L. Guin. “Yörünge 3185” kurgunuzda tümüyle hayali bir yer ve zamanda/mekanda geçen metninizi yazarken, okurunuzu ve kendinizi iletişim kurabilecek dili tasarlayan yeryüzündeki ilk insan olarak mı konumlandırdınız? Bu kurgusal dünyayı ve zamanı yaratırken karakterler, yaratıklar ve mekanlar için bulduğunuz isimleri hangi faktörler belirledi?

Türkan Bozkurt: Bu konuda çok soru alıyorum. İsimlerin neden Türkçe olmadığı ya da nereden aklıma geldiği ile ilgili. Gök bilimle uğraşan insanlar bu isimlere çok aşina aslında. Kitabın ruhuna uyacağını düşündüğüm için sanırım gök cisimlerine verilen isimler yoğunlukla kullanıldı. Bunu bazı insanların yabancı hayranlığı şeklinde yorumladıklarını direkt böyle söylemeseler de tavırlarından anlayabiliyorum. Fakat bu yabancı hayranlığından değil gökyüzüne olan hayranlığımdandır.

Bayram Sarı: Karakterler, yaratıklar, mekanlar için yarattığınız dilin okurla iletişime geçmesi için nasıl bir yol izlediniz? Dünyayı on bir değişik bölgeye ve isme bölmenizin nedeni nedir ve her bir bölge için farklı dil oluştursaydınız metninizin bütünlüğü dağılır mıydı?

Türkan Bozkurt: Dünya’nın on bir bölgeye ayrılmasının esprisi ülke kavramının ortadan kalkmasıyla ilgili aslında. Uzun vadede ülkelerin sınırlarında değişiklik olacağını öngörüyorum. Bazı büyük ülkelerin parçalanacağını, bazı küçük ülkelerin güçlerini birleştirerek daha büyük bir ülke kuracaklarını. Sonuçta hikâye 3185’te geçiyor ve ne olacağına ben karar veriyorum. İleride neden böyle olmasın. Bütün bölgelerde ayrı dil kullanılsaydı hikâyenin bütünlüğü bozulurdu. İnsanlık olarak büyük bir değişim geçiriyoruz. Aynı dili kullanmaya başlamak bir metafor olarak kullanılmadı. Şu anda yapmaya başladığımız şey tam da bu aslında. İnsanlar olaylar karşısında ortak tepki vermeye, ortak ses yükseltmeye başladı. Sebebinin ne olduğunun önemi yok. Kimi zaman adalet arayışı, bazen benzin fiyatları ya da iklim krizi. Hemen on binlerce kişi bir araya geliyor ve sonuca ulaşıyor. İleride aynı dili kullanmak mümkün olacak. Belki bunun için teknolojik araçlar kullanacağız ama bunun bir önemi yok.

Bayram Sarı: Şu “para” konusu var bir de; insanların tüm serveti garanti altına alınmasaydı yörünge değişimine muhalefet edilmesinden mi korkulmaktaydı? Dünyanın yörüngesinin değişimine neden olanların bu var olan liberal/kapitalist sistemin olduğu yanlış mıdır? Metniniz, 3185 tarihinde de yeni bir sistem değişikliği olmayacak mesajını veriyor sanki?

Türkan Bozkurt: Her ihtiyacı karşılanan kişiler stok yapmazlar.(Jacques Fresco) Bu para için de geçerlidir.  Bu konu önemli ve birinci kitapta üstünkörü ele alınmıştır. İkinci kitapta daha derinlemesine ele alınacaktır. Para kullanımımız da değişiyor. Farkında olmadan yavaş yavaş sanal para kullanımına geçiyoruz. Ben Dünya ekonomisinin çökeceğini ve yeni arayışlara gireceğimizi öngörüyordum. Fakat bu kadar hızlı ve sert bir şekilde olacağını tahmin etmemiştim. Önümüzdeki otuz yıl içinde para karşılığı insan çalıştırmanın yeniden düzenleneceğini düşünüyordum fakat gelişmeler gösteriyor ki bu çok daha erken bir zamanda olabilir. 3185 yılında sistem değişikliği konusuna girmeyeceğim çünkü bu tam da ikinci kitabın ana temasını oluşturuyor.

Bayram Sarı: Ursula L. Guin, “Her geçen gün hayvan, bitki, dil, meslek türleri yok olmakta; zenginler ve fakirler arasındaki uçurum derinleşmektedir. Cehalet kendi krallığını çoktan ilan etti. Dünyada olanları analiz edecek düşünce kapasitemizi kaybettik. Eyleme geçme cesaretimizi kaybettik,” diyor, bir denemesinde;  “Yörünge 3185” insan türünün devamı için nasıl bir toplumsal sistem sunmaktadır?

Türkan Bozkurt: Kötülük nedir? Kötülük, çok eski çağlardan beri ilkel kodlarımıza kazınmış olan hayatta kalma dürtüsüdür. Bunun işe yaradığını gören insanoğlu kendini doğanın dahası diğer insanların efendisi sayma eğilimine girmiştir. İşler bundan sonra sarpa sarmıştır. Doğa bizi çok sert bir şekilde terbiye ediyor. Kendimizi onun efendisi değil de bir parçası saymaya başladığımızda aradaki sorun ortadan kalkacaktır. Dünya’da yaşanan tuhaflıklara gelince. Bence resme biraz uzaktan bakmakta fayda var. Bize ne gösterirlerse onu görüyoruz. Ben yaşadığımız tarihsel aralık açısından şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Endüstri Devrimi’nin bitişine tanık oluyoruz. Henüz adı konulmamış, yepyeni ve dijital bir çağa giriyoruz. Yaşadıklarımızın bunun sancısı olduğu düşünüyorum. Yaşadığımız bu zorlu ve heyecan verici süreçte ortak akıl üretmeli ve yüzümüzü bilime dönmeliyiz. Ben bir fütüristim ve gelecekteki Dünya’nın şimdikinden çok daha iyi bir yer olacağını düşünüyorum. Bu teknolojinin gelişmesi ile mümkün olacaktır.

Bayram Sarı: Distopyanın sınırlı bir çerçevesi olduğunu düşünüyorum. Çoğu distopik metinlerde, bu dar sınırlı bölgede yeni bir söylem getirilmeye çalışılmaktadır. Ama bu metinler ne yazık ki hep aynı monotonluğun etrafında dönüp durmaktadırlar. En tanıdık betimlemelere değinecek olursak, insanların yerleşim alanlarının birbirinden çok ayrı yerlerde konumlandırıldığı, sonuçta doğayla, diğer türlerle hatta bazen dış atmosferle bile bağların kesildiği, felaket boyutunda yağmalanmış bir manzaradır okura sunulan. Yeraltında, kubbelerde ya da duvarların arkasında bulunan bu dışa kapalı yerleşim bölgeleri, insan kovanları gibidir. Titanlar tarafından yönetilir. Güdümlü, korunaklı, güvenli, yapay ve sıklıkla lüks bir ütopya hayatı yaşanır. Bu yerleşim bölgelerinin içinde yaşayanlar, dışarıda yaşayanları ilkel, kanunsuz ve tehlikeli olarak görür. Her distopyanın kahramanı bir an gelir ve dışarı çıkar. Bu bağlamda metninize distopya denilebilir mi, değilse hangi ütopik açılımlar sunmaktadır?

Türkan Bozkurt:  Yörünge 3185 bir distopya değil çünkü distopyada olumsuz gelecek vurgusu vardır. Ütopya da diyemeyiz, çünkü onda da imkânsız bir iyimserlik vardır. Bu kitapta yazılan her şey yapılması mümkün olan şeylerdir. Zorlu bir süreçten geçiyoruz fakat ben geleceğin daha güzel olacağına yürekten inanıyorum.  Bu kitabın yazılmasının amacı distopya şeklinde yazılmış kitaplara, çekilen filmlere; tarihin bu kadar ileride seçilmesinin sebebi de kıyamet senaryolarına kafa tutmak olarak açıklanabilir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ