Üçlü Hayat Öğretisi

Şerif Fatih

Yazarın şu ana kadar yazılmış 5 makalesi bulunuyor.
  • 12 Nisan 2020
  • 480 kez görüntülendi.

Antik Çağ Yunan dünyasında filozof imgesini, birçoğumuz tarafından bilinen Üç Hayat Öğretisi’ nde buluruz. Bu öğretiye göre Olimpiyat Oyunları’nda biri şan ve şeref için koşmaya gelen atletin, diğeri oyunlar sayesinde bir şeyler satarak para kazanmaya çalışan satıcı veya tüccarın ve bir diğeri de bütün bu olup bitenler esnasında, insanların ne yapmaya çalıştıklarını, eylemlerinin nedenini anlamaya çalışan filozofun duruşu olmak üzere üç hayat tarzı vardır. Bu metaforda, satıcı ya da tüccarlar, sadece parayla mutlu olabileceklerini düşünen ve maddeye tapan, madde için yaşayan bir insan tipini temsil eder. Atlet ise kibirli, egosu yüksek, şöhret ve şeref peşinde koşan daima varlığını ve gücünü ispat peşinde koşan insanı simgeler. Bu öğretideki filozof ise, olup bitenleri anlamaya çalışan, insanların yaptıklarının altında yatan gerçek nedenlerini araştıran, onları ve çevreyi bir bütün olarak kavrayıp açıklamaya çalışan bir anlam ve açıklama peşindeki insanı ifade eder.

            Bugünün edebiyat dünyasındaki şair tipleri Üç Hayat Öğretisi’ndeki insan tiplerine tıpa tıp benziyor. Bir yanda şiiri ve şair olmayı şan ve şeref kazanmak için kullananlar; bir yanda para ve güç için şiir yazanlar ve parayla kitap basan yayıncılar; öbür yanda da tek derdi etrafında olup bitenlere anlam vermeye çalışan ve okurlarını da bu arayışa katan   gerçek anlamda şairliği temsil edenler.

            Gerek şan ve şeref için gerekse para ve güç için edebiyat dünyasına şair olarak eklenenler üzerinde fazla durmaya gerek yok. Onlar insanların sürekli değişen günlük beğenilerinin ve hızlı tüketim alışkanlıklarının girdabında dönüp dururlar.  Anlam arayışının ve kalıcı olmanın çok uzağındadır bu insanlar.

            Anlam arayışı demişken Wittgenstein’in meşhur benzetmesine başvurmak istiyorum. Ona göre insanın dünyadaki durumu bir şişe içindeki sineğin durumu gibidir. Şişenin içine sıkışmış sinek, dışarı çıkmak ister ama bunu nasıl yapacağını bilemez. Bana göre şişeden çıkmak için ilk yapılması gereken şey şişede olduğunun farkına varmaktır. İşte has şair, sıkı şair ilk olarak okura, dünyada adeta  bir şişenin içinde olan sinek gibi kapalı kalmış olduğunu fark ettirir.  Anlam arayışı bu fark edişle başlar. Şairin buradaki tek ihtiyacı şiir yazmaktır. Has şair bir yandan kendisini ve etrafında olup biteni anlamlandıracak diğer yandan da doğmamış olmayı seçemediğimiz şu hayatta, gündelik hazların, alışkanlıkların ve rutinlerin peşinde yolunu kaybetmiş insana yeni bir anlam kazandıracaktır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ