Ünzile

Aylin Özer

Yazarın şu ana kadar yazılmış 6 makalesi bulunuyor.
  • 05 Nisan 2020
  • 347 kez görüntülendi.


Aklına Nana’nın bir keresinde söylediği şey geldi; her bir kar tanesinin, dünyanın bir yerinde haksızlığa uğrayan bir kadının ağzından dökülen bir ah olduğu…Khaled HOSSEINI / Bin Muhteşem Güneş (Afganlı Yazar)

Kadın olmanın dayanılmaz ağırlığı!

İnsan olmak zor şey! Ama insan-kadın olmak! İşte bu çok daha zor. Nereden mi biliyorum? Çünkü bu coğrafyada yaşayan, hem kadın hem de insan olma ayrıcalığına sahip bir varlığım. Maalesef  çoğu kadın benim gibi bir şansa sahip olamadı ya da oldurmadılar. Kadın olmaktan utandırıldılar, anne olamadıklarında ayıplandılar, tecavüze uğradıklarında suçlandılar. İnsan olduklarında ise ölüydüler. Bazılarının cenazesine gitmek bile suç sayıldı. Çünkü Allah onları lanetlemişti bir kere(!) Bu nasıl bir inanç! Tüylerim ürpermenin ötesinde, binlerce kez tek tek işkenceye maruz kaldı Bin Muhteşem Güneş’i okurken.

Afganistan’ı hiç görmedim. Taliban’ı haber programlarında defalarca izleyip uzun uzun nefret etmişliğim vardı ama bu kitabı okuyunca nefret duygusunun ne kadar az bir duygu olduğunu bir kez daha anladım. Son otuz sayfada  “Meryem, Meryem!” diye hıçkırıklara boğuldum. Kızım “Anne ne oldu, birisine araba mı çarpmış yine?” deyince ona sarılıp, daha çok ağladım. Meryem beni hiç tanımadı, onun için ağladığımı hiç görmedi ama beni şu an hissettiğini biliyorum. Bu kitabı okuyan her insan eminim ki Meryem’e kendini hissettirirdi. Çünkü; Nana ve Meryem ve Leyla ve Azize ve Fatîma ve tüm kadın olmanın dayanılmaz ağırlığı omuzlarına yüklenmiş kadınlar hafiflediler. Kimi sahibinin ettiği tecavüz sonucu olan gayri meşru çocuğu için intihar ederek (Nana), kimi Taliban’ın kurşunuyla Allahuekber sesleri arasında ölerek (Meryem), kimi Kabil’e geri dönüp savaştan sonra kırık dişi, uğradığı tecavüzler ve onca aşağılanma sonunda yetimhanede öğretmen olarak çalışarak (Leyla), kimi tüm çocukluğunu öteki çocuk (kız çocuk) ve açlık içinde geçip kekelerken okuma-yazma öğrenerek (Azize), kimi de ölen oğullarının (mücahitlerinin) ruhunu beklerken evinde kafasına bomba düşerek  (Fatîma) hafifledi. Ama onlar  hafiflerken benim omuzlarım bugün bir kez daha çöktü! Yine haberlerde bir kadın cinayeti! “Boşanmak isteyen bir kadın kocası tarafından çocuklarının önünde öldürüldü.” diyen spikerin sesi buz gibiydi. Çünkü alışmıştık, alıştırılmıştık. Talibanlar içimizdeydi, her yerdeydi. Sanki “BİRİ BİZİ GÖZETLİYOR”  gibiydi onlar! Kadınlar başlarını burkalarından** çıkarmasınlar, çarşaflarının ardına gizlensinler ya da devekuşu numarası yapsınlar. Yoksa kırbaç gelir, diş dökülür, tekme havada. Ne boşanması? Evlenirken haberleri mi olmuştu ki? Meryem 15 ‘nde  Raşit’e verilmedi mi, bunun adının evlilik olduğunu sonradan öğrenmedi mi? 30’una varmadan yedi kez ölümden döndü Meryem düşük yapınca; tabi kürtaj gibi bir hakkı olduğunu öğrenemeden de göçüp gitti bu dünyadan. Leyla, evlendirildiği 60’lık Raşit’in  tecavüzüne uğramanın adının evlilik olduğunu anladığında 14 yaşındaydı. Okuyan da bunları Raşit’i matah bir şey sanmasın! Tecavüzcü sapığın teki işte. Ah Meryem ah! Eli öpülesi bir insan-kadınsın. Kaç Avrupalı okumuş kadın senin kadar cesaretli ve onurlu olabilir(!) Kim anasız babasız kalmış, üstelik kuman olan Leyla’yı kızı gibi sever, soranlara anasıyım der ve Raşit’in elinden Raşit’i öldürerek onu kurtarırdı? Sen: Meryem! Beni ağlatan kadınsın, hiçbir erkeğin başaramadığı gibi hemde! Tabi bazı erkekler olmasaydı ne Meryem ne de diğerleri olmayacaktı! Khaled bu gerçeği yazmayacak ben de Meryem’in hikayesine ağlamayacaktım. Keşke şu bazı erkekler ve bazı toplum biçimleri hiç olmasaydı. Ben elbet ağlayacak başka hikayelere karışırdım yine de.   

Bugün bu yazıyı yazmama sebep olan asıl konu; bir Meryem’in daha çok yakınımda yaşaması ama benim onu geç fark etmemdir. Aynı mahallede oturup da komşum olduğunu yeni öğrendiğim bir kadın. Adı Meryem değil, ama hikaye Meryemce! Eşi eroinman ve alkolik. Boşanmak istiyor Arife ve tüm karşı çıkmalara rağmen de bunu başarıyor. Çocuk desen üç tane. Küçüklerin velayetini alıyor, büyük oğlan babaannede kalıyor (Güya babada yani). Babaannede bakamayınca ergen çocuğa, çocuk tekrar anneye geliyor;  karşı tarafın tüm dolduruş ve isyanlarıyla beraber. Artık üç çocuklu, dul ve asgari ücretle İstanbul da geçinmeye çalışan bir kadın Arife. Üstelik Taliban’ı da eski kocası. Diliyorum Arife’ye bir şey olmaz! Onu da haberlerde görmek ve bir dayanılmaz ağırlığı taşımak istemiyorum çünkü!Bence insan; kadın ve erkek diye doğmuyor. Çünkü bir tek x ve y kromozomu insanı bu kadar farklı kılamaz. İnsanlara bu sıfatı veren maalesef yine insanlar. Ötekileştirme zihniyeti ötemize-berimize öyle bir işlemiş ki bu uğurda cinayet işleyecek kadar acımasızlaşabiliyor bazı insanlar. Üstelik öldürdüğü karısı, kızı, anası, bacısı da olabiliyor kolaylıkla töre cinayetlerinde.Bin Muhteşem Güneş’i okurken kulaklarımda hep aynı iki isim ve cümle çınladı. Birinci isim Mevlana’ydı. Sözü ise “Kadınları örtmeyiniz.” Diğeri ise Hacı Bektaşi Veli’nin “Kadınları okutunuz.” deyişiydi. 13.yy’da bile böyle bir öngörüye sahip Anadolu topraklarından sonra, bugünkü Türkiye Cumhuriyeti’nde hala eğitimsiz ve çarşafa dolanmış kız çocukların olduğunu görmek maalesef çok acı. Bu çocuklar Meryem kadar cesur ve dayanıklı da olamayacak ne yazık ki! Ama biraz daha dikkat etmezsek, Türkiye; Afganistan, İstanbul; Kabil, rejim; Taliban,  Amerika yine aynı Amerika, ben de Meryem olabilirim(!) 

*ÜNZİLE…

Varmadan sekizine

Ergin oldu Ünzile

Hem çocuk hem de kadın

Onikisin de ana

Bir gül gibi al ve narin

Bir su gibi saydam ve sakin

Susar kadın Ünzile 

…..

Yağmuru kim döküyor

Ünzile kaç koyun ediyor

Dayaktan uslanalı hiçbir şey sormuyor

Yağmuru kim döküyor

Ünzile kaç koyun ediyor

Dayaktan uslanalı hiç birşey sormuyor…

Aysel GÜREL

**Burka, her taraftan kapalı, giyenin önünü görmesi için yüz kısmı kafesli çarşaf. Taliban yönetimi zamanında Afganistan’da giyilmesi zorunlu hale getirilmişti.

YAZARIN SON YAZILARI
Yaba Daba Du! - 26 Nisan 2020
Ayşe, Fatma, Hayriye - 12 Nisan 2020
Ünzile - 5 Nisan 2020
Savaşta Çocuk Olmak - 15 Haziran 2019
Pencerenin Ölümü - 23 Mayıs 2019
Muc’un Ucuz Evinde - 14 Mayıs 2019
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ