Ceyhun Atuf Kansu ya da Dünyanın Bütün Çiçekleri…

  • 21 Mart 2020
  • 120 kez görüntülendi.
Ramazan Teknikel

     Ceyhun Atuf Kansu’nun sanırım en çok Dünyanın Bütün Çiçekleri şiiri bilinir. Öğretmen okullarında okuyanlar bu şiiri hemen anımsarlar, çoğu dizeleri de ezberlerindedir. Her yıl öğretmen okullarının kuruluş yıldönümü olan 16 Mart etkinliklerinde özellikle okunan bir şiirdi. Ceyhun Atuf Kansu bu şiiri yıkılan okul duvarının altında kalarak yaşamını yitiren idealist öğretmen Şefik Sınığ’a adamıştır. İlk dizesi Şefik Sınığ’ın yaşamdaki son sözleriyle başlar: “Bana çiçek getirin, dünyanın bü­tün çiçeklerini buraya getirin.” 
     Sekiz bölümden oluşan şiir, her yıl 16 Martlarda sadece bir öğrenci tarafından değil, her bölümü ayrı bir öğrenci tarafından olmak üzere sekiz ayrı öğrenci tarafından seslendirilirdi. Seslendiren öğrencilerin ses renklerinin birbirine yakın olmayan, değişik tonda sesler olmasına özen gösterilirdi.
     Yine bir 16 Mart’ta kasabanın sinema salonunda gerçekleşen etkinlikte tüm kasaba halkı sinema salonunu doldurmuştu. Şiiri seslendirecek olan sekiz öğrenci sahnede değil, sinema salonunun değişik yerlerine dağılıp seslendirmişlerdi. Bu tür bir seslendirme, şiiri daha bir çarpıcı hale getirmişti.
     Önlerden bir ses: “Öğrencilerimi getirin, getirin buraya / Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer / Bütün köy çocuklarını getirin buraya.”
     Gerilerden bir ses:“Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları / Geniş ovalarda kaybolur kokuları / Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri.”
     Bir başka ses: “Beni bilse bilse çiçekler bilir, dostlarım / Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim / Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.”
     Daha gerilerden bir ses: “Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden / Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden / Ne güller fışkırır çilelerimden.”
     Ortalardan bir ses: “Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.”…
     Öğretmen okulu son sınıftayken Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenimiz yazı dersinde Dünyanın Bütün Çiçekleri şiirini gazete sayfası ebadındaki kareli bir kâğıda el yazısıyla yazmamızı istemiş ve yazı notumuzu da bu yazıdan vermişti.     Bu şiir bir kez de öğretmenlik yaşamımda katıldığım uzun süreli bir meslek içi eğitim kursunda iki öğretmen tarafından seslendirilmişti. Şiirin ruhunu duyarak, hissederek okuyan biri kadın iki öğretmen, iki yüz kişilik dinleyiciyi grubunu bir başka yerlere götürüp getirmişti.“Yalnız ve çileli hayatımın çiçeklerini / Köy okullarında açan, gizli ve sessiz / O bakımsız, ama kokusu eşsiz çiçek.”
     Pek imge kaygısı olmayan, tamamen anlatıya dayalı bu uzun öykü-şiirin öğretmen okullarının ders kitaplarında yer alması da öğretmenliğin idealist yönüne vurgu yapmak amacıyla olsa gerekti “Beni bilse bilse çiçekler bilir, dostlarım / Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim / Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.”     Ceyhun Atuf Kansu’nun anısına şiir yazdığı Şefik Sınığ, 1925 Konya- Seydişehir doğumludur. Kü­çük yaşta annesini ve babasını kaybetmiştir. Kimsesiz kalınca, o yıllarda Denizli’nin Çivril ilçesinde PTT müdürü olan eniştesinin yanına gider. Orada, ilçenin tek ilkokulunda öğrenime başlar. O sıralarda Çivrilli Osman Gürkan, Is­parta-Gönen Köy Enstitü­sü’nde tarım öğretmenidir. Çevresinde zeki, çalışkan, yardıma muhtaç çocukları teş­vik ederek, çoğunlukla, okula kendisi götürerek, o çocukla­rının öğrenim görmelerini sağ­lar. Şefik de bu çocuklardan biridir. Osman Gürkan, Şefik’i Isparta-Gönen Köy Enstitüsü’ne götürür, Orada parasız yatılı okumasını sağ­lar. Ona bir baba yakınlığı göste­rir, sahip çıkar.
     Şefik Sınığ, Gönen Köy Enstitüsü’nü bitirince, Afyon-Dinar ilçesi Sütlaç Kö­yü İlkokulu’na öğretmen ola­rak atanır. Günün birinde görev yaptığı köye yakın bir köye futbol oynamaya giderler. Orada, maç esnasında fut­bol topu patlar. Şefik öğret­men ve arkadaşları topu tamir etmek için okula girerler. Şe­fik öğretmen topu tamir eder­ken okulun ara duvarı üzerleri­ne çöker, ağır yara­lanır. O yıllarda ulaşım koşulları hayli zor olduğundan Çivril’e güç koşullarda götürülür.
     Doktor Şerif Gürsel, ağır yara­lı olan Şefik öğretmeni mu­ayene eder ve omuriliğinin ezilmiş olduğunu görü­r. Çaresiz bir şekilde Çiv­ril’den köye geri götürülür ve orada okul odasında yatağına yatırılır. Hasta ya­tağının başında bir öğretmen ar­kadaşı ve köy­lülerden bir kaç kişi bekler. Ancak durum umutsuz­dur. Öğretmen­lik mesleğini çok seven ide­alist öğretmen ölmek üzeredir. Hep öğrencilerini, kaderleri kendisine benze­yen o köy çocuklarını sayıklar. Son sözleri şu olur: “Bana çiçek getirin, dünyanın bü­tün çiçeklerini buraya getirin.” Zorluklarla geçen yaşamı bu sözlerle son bulur.
     Çivril’de de duyulan bu acı olay üzerine bir grup öğretmen arkadaşı, bir kamyonla Şefik öğretmenin ce­nazesini Çivril’e getirmek üzere Sütlaç’a giderler. Yanlarında beraber gittikleri öğretmenlerden birisinin Çivril’de konuğu olan bir üniversite öğrencisi de var­dır. O da çok üzülmüş ve duygulanmıştır. Şefik öğretmen arkadaşlarınca Çivril’e getirilir ve şehir mezarlığında toprağa verilir.
     Çivril’den öğretmenlerle beraber Sütlaç Köyü’ne giden ve olaya tanık olan üniversite öğrencisi, bu acı olayı ve duygu yüklü o son sözlerini Ceyhun Atuf Kan­su’ya anlatır. Bunu duyan Ceyhun Atuf Kansu çok duygulanır ve ‘Dünyanın Bütün Çiçekleri’ şiirini kaleme alır.“… Yaz kış bir şey söyleyen sonsuz toprakta / Çile çektim, yalnız kaldım, ama yaşadım / Yurdumun çiçeklenmesi için daima, yaşadım / Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir / Şimdi sustum, örtün beni, yatırın buraya / Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya.”     Şefiğ öğretmenin diliyle yazılan Dünyanın Bütün Çiçekleri; çocuklukları Şefik öğretmene benzeyen köy çocuklarına da adanmıştır bir bakıma. “Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum / Bütün çiçekleri getirin buraya”
     Ceyhun Atuf Kansu’ya bu üzücü olay Şefik öğretmenin bu son sözleri aktarılmadan anlatılsaydı belki yine bir şiir yazacaktı, ancak şiire öğretmenin bu son sözleriyle başlaması şiire tanımsız bir duygu yoğunluğu katmıştır.“Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum / Baharda Polatlı kırlarında açan / Güz geldi mi Kopdağı’na göçen / Yörükler yaylasında Toroslar’da eğleşen / Muş ovasından, Ağrı eteğinden / Gücenmesin bütün yurt bahçelerinden/ Çiçek getirin, çiçek getirin, örtün beni / Eğin türkülerinin içine gömün beni.”
     Ceyhun Atuf Kansu’nun bir köy öğretmenine olan sevgisi sadece bu şiirle sınırlı değildir kuşkusuz ‘Köy Öğretmenine Mektuplar’ adıyla yayımlanan yirmi mektupta köy öğretmenlerine seslenir. Onların sorunlarıyla hemhal olur. Kırk üç yıl sonra yapılan kitabın yeni baskısındaki yayıncı tarafından yazılan önsözde yer alan şu kısa metin bunu özetler gibidir:
     “Köy Öğretmenine Mektupları söylemeye gerek var mı, sadece köy öğretmenlerine yazılmadı. Ceyhun Atuf Kansu öğretmenleri, özellikle de köy öğretmenlerini hep çocuğu gibi kucakladı, onları yüreğine yakın bir yerde gördü. Çünkü onların geleceğimizle, cumhuriyetimizle, yani esenliğimizle ilgili sorumluluğunu önemsedi, bunun anlamını çok kimseden fazla kavradı. Kırk üç yıl sonra yeniden gün ışığına çıkan bu kitabın şimdi de öncelikle köy öğretmenlerine, ardından cümle Türkçe ve edebiyat öğretmenlerimize ulaşmasını çok istediğine inanıyorum.
     Bütün aydınlanmacılar gibi müthiş özverili ve içtendi Kansu. Kocaman bir yüreği olan şair ve yazardı.”


ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ