• 26 Ocak 2020

Günümüz Türk edebiyatındaki niteliksizliğe müdahalede bulunmak amacıyla ve “Tarikat değil barikat kuruyoruz.” mottosuyla çıkan KANON 2010 dergisinin Aralık-Ocak-Şubat 2019-2020 tarihli Prestij Sayısı  raflardaki yerini aldı. Derginin şiir sayfaları Hüseyin Akın’ın Tereke adlı şiiri ile açılıyor, Tuğrul Tanyol nisanda bir yer, Gültekin Emre Karanlık, Esra Sağlık tanrı’nın eli çocukların alnında, Elif Sofya SORU/N, Nisa Leyla Geyik Kaçışı, Şerif Temurtaş Yalnızlığında Gecenin, Yasin Uysal Paradisyon, Onur Caymaz yeni bir sen…, Önder Çolakoğlu Mevsim Daha O Mevsim Değil, Özkan Mert Balkondan Sığırcık Sürüsüyle Öpüştüm, CihanAdıman Gelin Çiçekleri ve Yas, A. Kadir Paksoy Evde Ekmek Yok, Tuğrul Keskin Kesik Kol, Ferruh Tunç Su Mürekkebiyle, Salih Bolat Hatıra, MehmetCanDoğan Libido, Kaan Eminoğlu Anne Lütfen Ölme şiirleriyle derginin şiir verimini oluşturuyor.     

Derginin soruşturma sayfasında ise Eyüp Tekin’in İlay Bilgili ile yapmış olduğu öykü kanonu soruşturması yer alıyor.

Mehmet Aslan ödüllü kitap eleştirilerine Birgül Oğuz’un Hah* Adlı Öykü Kitabının Eleştirisi adlı yazısı ile devam ediyor. Burak Mustafa Ada’nın Bizim Büyük Çaresizliğimiz ve Barış Erdoğan’ın Dört Dörtlük Sırlar adlı yazıları derginin iddialı yazıları arasında yer alıyor. 

Kaan Eminoğlu’nun Attilâ İlhan’ın Bıçağı: Antiemperyalist Duruş adlı inceleme yazısı ise derinlikli bir bakış açısıyla Attilâ İlhan’ın düşünsel altyapısı üzerinden Türk edebiyatındaki antiemperyalist damara yönelik tutumları gün yüzüne çıkarmayı amaçlıyor.


Dergiden seçme mısralar ise şu şekilde:       

Kaan Eminoğlu:        

Zaten isyan ve insan  
İki kardeş kelime       
Benziyor bence          
İkisi de ete     
Gizlenmiş cesede       


Elif Sofya:     

Sorunlarımız ağaç kökleri kadar       
Toprağa sıkı sıkı tutunmaya  
Başlamadı daha         
Başlamadık saymaya günlerin geçişini         
Takvimlere bakmadan hâlâ   


Esra Sağlık:    

dev törpüdür zaman  
maskeleri de yontar   
insansızlığı doğururken insan
susarak büyütülür karanlıklar

Gültekin Emre:          

Giderim, bülbüller karga olur
Dönerim, günbatımlarının gözü kararır         

Hüseyin Akın :
Taammüden yaşarız kalmak için yarına        
O, zaman aşımına ben icraya takıldım          
Herkes yaşar biraz da çocuklar yararına       
Baktım ki bu kermese herkes ömrünü koymuş         
Ellerimi cebime atar atmaz sıkıldım  


Ferruh Tunç:  

Nerede, su mürekkebiyle yazdığım gizli defterim?  
Bukağısız ceylanlar getirin bana, salın düşlerimin çayırına diyeceğim.       

           
Salih Bolat:    

sen bir hatırasın, güz sonu bozulmuş bir bağda kalmış bir salkım üzüm      
gibi kaldığım, dağılan törenden, hani bir dağ yangınında, yanmamakta     
direnir ya maki çalılığı, işte ondan    

Mehmet Can Doğan: 

Seni istiyorum bazen cünûn bazen leylî        
sarıldıkça uzar göllerde         
hiç şaşmayan zamanı rüzgâra ayarlı  
kamışların komşu çayırlara söylediği

İstiyorum seni

A. Kadir Paksoy:       

Derken ikiye bölünüyor çiçekler       
“Ekmek bulamıyorsan şiir ye”          
Diyenler bir yanda     
Bir yanda “Dayan     
Boyun eğme” diyenler.         

Önder Çolakoğlu:      

Ayna kırılınca kırılganlığının karşıtı  
Her şey herkes ama kimse görmüyor

Onur Caymaz:           

şiirlerde durur o, aslında yok, kâğıt  
kaybolur, eskir zamanla şiir de          
kelimelerdir sonsuz olan sadece        


Yasin Uysal:  

Taşlamasınlar sakın ve onlar yapar bunu      
Bir ağaçla göğe yükselsem ölür müydüm     
Sorular sorarlardı ve kendileri bilirdi gerçeği
Gerçek denen şey memleketten memlekete düşünceden düşünceye          
Tek bir mutlakla hep değişir. 

Şerif Temurtaş:          

incecik bir yağmur serpiştiriyor         
garipler mezarlığına   
haykırarak bu dünyanın zulmüne      
bir gölge geçip gidiyor yanımdan usulca                  

Nisa Leyla:    

ruhumla dönenip dururken    
neredeyim diye          
mozağine yeryüzünün
annemin kalbinden ilerlerim! 

Tuğrul Tanyol:           

sabahın serin kokusu gibi kokun       
ılık nergisler, papatya ve çimen         
nisan senin en güzel halin      

Özkan Mert:  

Geçmiş yılların kaybolan oyuncakları gibi,   
Bazılarından kırık parçacıklar kaldı, 
kırık yüzler kokular ve titreşimler     
Hayat ne demek istiyor bilmiyorum.

Cihan Adıman:          

Şehrin bildiği yok balkonlardan başka         
çocuk balkon anne balkon ev balkon
kime doğru açılır artık bahçeler        


           

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ