DENEYSEL OLMAK YA DA ESKİ KÖYE YENİ ÂDET

İsmail Cem Doğru

Yazarın şu ana kadar yazılmış 25 makalesi bulunuyor.
  • 15 Ocak 2020

Levent Karataş’ın zaman zaman ilettiği bir cümlelik soruları, konuşma metinlerini, iletileri bir dosyada korumaya çalışıyorum. Zihin açıcı yanları oluyor mutlaka. Bir akşam şöyle bir cümleye takıldım: “Eski köye yeni adet getirmiyorsan, ‘Deneysel’ değilsindir demiş K. Celâl Gözütok. ‘üçüncü eski’ döneminde bu tanım yanlış mı?”

Bu içeriğin her dönem için geçerliliğini sürdürmesi muhtemel bir tartışma konusu olma özelliği bulunuyor. Ama giderek daha sığ bir alana sıkışıyor olması bilginin de korunamadığı anlamı taşıyor. Herhangi bir alanda kendine yer açma çabasını gösteren bir insanın süreci kendinden ve bildiklerinden başlatmasının üzücü yanlarını konuşmaya gerek var mı? Söz konusu şiir olunca ya da edebiyatın herhangi bir alanı için “galeyan” ve “recm” ortamı oluşturarak ilerleme özentisi karşılık bulabiliyor. Çünkü sosyal medyanın insanı bilgi gereksiniminden zihinsel anlamda uzaklaştıran bir yanı var. Belleği dolduracak yeterli miktarda parametreye ulaşmak çok kolay olduğu için kişinin bilgi eksikliğini fark etme şansı olmuyor. Bunu kendi duvarına asıp bir metni çöp, kötü, rezalet sözleriyle eleştirdiğinde taraftar toplamak da zor olmayabilir.

Zamanla bu gürültünün bir anlam taşımadığını öğrenip sinen, yorulan, küsen ve iz bırakamadan yok olup silinen isimlerin üzüntüsüyle bu süreçleri izliyor olmak, beraberinde üslup sıkıntısının yarattığı üzüntüyü de getiriyor. Çünkü aynı sosyal medya, bilgiye ulaşmanın yollarını tıkadığı gibi kişiyi de tarifi mümkün olmayan bir küstahlığın ve nezaketsizliğin de esiri edebiliyor.

Her ayrıntının tartışılabileceğine dair kuşkuları geride bırakmak gerekiyor elbette. Ama edebiyat ortamını daha derinlikli incelemelerin yanı sıra dünyanın poetik eğilimleriyle güncel diyaloglar ve bütünleşme arayışlarına ihtiyacı var. Bunları gölgeleyecek iletişim biçimlerinin kimseye bir yarar sağlamayacağı ortada değil mi?

‘Eski köye yeni âdet getirme’ çabası tarihin her sayfasında örneklerini barındırır. Bilinen en önemli örnek İbrahim Müteferrika’nın matbaası değil midir? Üstelik her ‘yeni âdet’ çabası matbaa kadar önemli sonuçlar doğurmayabilir. Ama şaire de sormak gerekmez mi: eski köye yeni âdet getirmek niyetinde değilsen neden şiir yazıyorsun, neyin şiirini yazıyorsun?

Birbirinin benzeri metinlerle edebiyat ortamını meşgul etmekten başka ne üretmiş olabilir ki insan. Ortada tartışılan bir şey varsa ona sıkı sıkıya sarılmak gerekiyor. O metinler kendine bir yaşam alanı açamasa da üstümüzdeki ölü toprağını atmanın gerekçesi olacaktır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ