Şair Notları’nda Esra Sağlık, Levent Karataş’a soruyor…

  • 05 Aralık 2019
  • 760 kez görüntülendi.

“Fakat kim öldürebilir ki şiiri! Şiir kedi gibi yedi canlıdır. İşkence ederler, sokaklarda sürüklerler, üstüne tükürürler, alay ederler, etrafını dört duvarla çevirirler, sürgüne yollarlar fakat o bütün bunları yaşar, sonunda tertemiz bir yüzle ve gülümseyerek yeniden ortaya çıkar.” diyor Neruda. Günümüzün şartlarını sosyal medya, şiir atölyeleri ya da postmodern eğilim gibi güncel yönelimleri göz önünde tutarak cevaplarsanız yaşadığımız çağda şiirin ölümüne sebep olabilecek gerekçeler hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Levent Karataş: Latin-İspanya faşistleriyle Türkiyeli faşistler birbirine benziyor. Lorca’nın “Sokakta bırakılmış bir ölü işte” dizesiyle, Behçet Aysan’ın “Yaralı, dili lal, vurulmuş yokuşun başında” dizelerinin sosyolojisinden ve Neruda filminden de yola çıkarsak

Neruda Evrensel Şarkı ile Şili’nin coğrafi varlığını ölümsüzleştirmiştir. Sadece coğrafi varlığını mı? Hayır! Şili’yi ölümsüzleştirmiştir! Bu çingene selamı ve gelgelelim esas hadiseye: Evet şiir ölüyor. Çünkü korkak! Korkak olmayan şairse yalnız. Sistem onu yaşayamayacağı yere fırlatmış.

Etkinliklerin şiiri öldürdüğünü de söylemeliyim. Şiiri-şairi temsil edip, rezil etmenin daha kolay yolları var şu ara. Kuran’da Şuara Suresi’nde yine dediği gibi. Bazıları müstesna. Temaslar şiiri öldürüyor. Elbet bazıları müstesna müstesna müstesna!

Orhan Koçak “Bahisleri Yükseltmek”adlı kitabında Turgut Uyar’ın başarısızlığı ve yenilgiyi yüceltmesinden bahseder. Werner Hamacher’den bir alıntı yapar: “ Başarısızlık genellikle modernliğin ve özellikle de modern edebiyatın temel figürlerinden biri sayılmıştır. Modernlik kendini eskinin çöküşünde tanıyıp kavradığı için başarısızlığı kendi ilkesi haline getirmelidir. Modernlik modern kalabilmek için yenilgiye uğramak zorundadır.” Tam da bu noktada “Yeniyi yaratan eskinin çöküşüdür” ifadesinden hareketle sormak istiyorum: Son dönemin verimlerine bakıldığında yeni bir şiir arayışı gözünüze çarpıyor mu? Biçim ve içerik açısından değişen bir şeyler olduğunu düşünüyor musunuz? Deneysel metotlar lirik şiirin rol değişkeni midir?

Levent Karataş: Modern zamanlar,çağdaş insanın canını sıktıkça lirik şiir can çekişiyor. Şimdiler çekmecesine hakiki şair tarafından düşüncenin katmanlarının şiiri yazılıyor. Kalbi atmasına rağmen modern hayatla sorunu olanların yazdığı şiiri geçemedi bu şiir.  Bir nümayişten bir devrimi bekliyor hakiki şiir. İmge patlamasını o kuşak devriminden sonra yapacak. Örneğin Adnan Özer’in, İhsan Deniz’in Cevdet Karal’ın, İzzet Yasar’ın ya da Çelebi Sami Baydar’ın şiirleri aşılamadı. Tuğrul Tanyol eleştirisi yapacaksan Mermerin Doğusu şiirini bilmelisiniz. Yada Haydar Ergülen’in: “Elması elmastan başkası kesemez.” dizesini. Ama benim iki modern şairim var: Seyhan Erözçelik Ahmet Güntan! 

Deneysel şiir, sır kapısını kırdı kıracak. Özellilkle Natama, Karangu, Kök Şiir dergi ve fanzinlerinin işlevselliği giderek şablonlardan ve kuyumcu kurgularından sıkılmış okurun  ilgisini daha fazla çekiyor. Deneysel şiir, şiir dünyasının soyut iktidarıdır!

Edip Cansever “ Kendimi yonta yonta dağılan bir mermerim.” diye tanımlamış kendini. Siz nasıl tanımlarsınız kendinizi?

Levent Karataş: Tehlikesiz tehlikeli.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ