Tarihten Bir Yaprak: Arthur Rimbaud Doğdu…

  • 22 Ekim 2019
  • 804 kez görüntülendi.

Sembolizmin en önemli temsilcilerinden biri olan aykırı şair Arthur Rimbaud Fransa’nın kuzeydoğusundaki Ardennes’de doğdu. Babası bir subay, annesi bir çiftçinin kızıydı. Babasıyla annesi 1860’ta ayrılınca, Rimbaud annesi tarafından büyütüldü. College de Charleville’in en parlak öğrencilerinden biri oldu. Yazmaya da çok genç yaşta başladı; özellikle Latin şiiri alanında yetenekliydi. 1870’te Latince bir şiiriyle okuldaki yarışmada birincilik ödülünü aldı ve ilk şiiri aynı yıl La Revue pour Tous dergisinde yayımlandı.

Fransız-Alman Savaşı’nın patlak vermesi (Temmuz 1870) üzerine, öğrenimi yanda kaldı. Devrimci sosyalizme ilgi duyan Rimbaud. ağustosta Paris’e gitti. Kısa bir süre hapiste kaldıktan sonra birkaç ay boyunca Fransa’nın kuzeyini ve Belçika’yı dolaştı. Annesi onu polisin yardımıyla Charleville’e getirdiyse de, Şubat 1871’de yeniden kaçarak Paris’e gitti ve Paris Komünü’ne katıldı; üç hafta sonra da Charleville’e döndü.

Evine döndüğünde kişiliği tümüyle değişmişti. İlk şiirlerini reddederek, yaşama karşı hoşnutsuzluğunu, masumiyet dünyasına sığınma isteğini ve iyi ile kötü arasındaki çatışmayı dile getirdiği şiddet dolu ve tanrıtanımaz şiirler yazdı. Yaşam tarzı da, şiirlerindeki havayla uyum içindeydi. Bir işte çalışmayı reddetti ve dine, ahlaka ve her türlü disipline başkaldırdı. Sonradan “Lettres du voyant” (Kâhinin Mektupları) olarak adlandırılan iki mektubunda (13 ve 15 Mayıs 1871) dile getirdiği yeni bir estetik görüş geliştirdi. Mektuplarının başlığı, şairin geleneksel birey kavramının sınırların] aşarak sonsuzluğa nüfuz edebilen, sonsuzluğun sesini dile getirebilen, büyük bir görü gücüne sahip bir “kâhin” olması gerektiği görüşünden kaynaklanıyordu.

Rimbaud Charleville’deki edebiyatçı arkadaşlarından birinin önerisi üzerine Ağustos 1871’de şair Paul Verlaine’e, aralarında her sesli harfe değişik bir renk yakıştırdığı “Voyelles” (Sesliler) sonesinin de bulunduğu yeni şiirlerini gönderdi. Bu şiirlerden çok etkilenen Verlaine, Rimbaud’yu yol parasını göndererek Paris’e çağırdı. Kendine güveni artan Rimbaud, bu arada “Le Bateau ivre” (Sarhoş Gemi) adlı şiirini yazdı. Şiir, tekniği açısından geleneksel olmakla birlikte kusursuz bir söz ustalığının, cesur bir imge ve eğretileme seçiminin, ayrıca derin bir duygusal ve ruhsal deneyimin ürünüydü. Bu yapıtıyla Rimbaud, sanatının en yüksek doruklarına ulaşmıştı.

Eylül 1871’de Paris’e giderek üç ay Verlaine ve karısının yanında kaldı ve dönemin tanınmış şairleriyle tanıştı, ama küstahlığı, kaba davranışları ve açık saçık konuşmalarıyla Verlaine dışında hepsinin tepkisini topladı. Bu arada Verlaine’le aralarındaki eşcinsel ilişki de skandala yol açtı.

Rimbaud, önceki şiirlerinden çok daha özgün ve serbest bir tekniğin ürünü olan son manzum şiirlerini bu dönemde (Eylül 1871 Temmuz 1872) yazmıştı. Verlaine’in başyapıtı olarak nitelendirdiği ve elyazması Verlaine ile Rimbaud İngiltere’deyken kaybolan “La Chasse Spirituelle” de (Ruhsal Av) gene bu dönemin ürünüydü.

Verlaine Temmuz 1872’de karısını terk ederek Rimbaud’yla Londra’ya gitti ve birlikte Soho’ya yerleştiler. Rimbaud 40 düzyazı şiirden oluşan Illuminations’ı (1886; Illuminations, 1971) orada yazdı. Nisan 1873’te annesi ile kız kardeşlerinin kaldığı, Charleville yakınlarındaki Roche’da bulunan çiftliğe giderek, sonradan Une Saison en enfer (1873; Cehennemde Bir Mevsim, 1962) adıyla yayımlanan “Livre paien ou Livre negre”i (Pagan Kitap ya da Zenci Kitap) yazmaya başladı. Bir ay sonra, Verlaine ve Rimbaud Brüksel’de buluştular. Ne var ki, artık acılı ve huzursuz bir beraberliğe dönüşen ilişkileri, Verlaine’in Rimbaud’yu yaralayıp hapse girmesiyle sonuçlandı. Rimbaud Roche’a dönerek, ruhunun “cehennem”e inişini, sanat ve aşktaki başarısızlığını dile getirdiği Cehennemde Bir Mevsimdi bitirdi.

Rimbaud Şubat 1874’te bohem şair Germain Nouveau üe birlikte Londra’ya gitti; orada ufak-tefek işlerde çalışarak geçinmeye çalıştılar. Rimbaud’nun Verlaine’le son karşılaşması da (1875 başları) şiddetli bir tartışmayla sonuçlandı. Rimbaud Illuminations’un elyazmalarını Verlaine’e büyük olasılıkla bu sırada vermiştir.

Rimbaud 1875’te dünyayı dolaşmaya karar verdi. Alpler’i yürüyerek geçti. Doğu Hint Adalanndaki Hollanda sömürge ordusuna katıldı, Mısır’a gitti, Kıbrıs’ta işçi olarak çalıştı. 1880’de Adenli bir kahve tüccarının yarımda Etiyopya’nın Ogaden bölgesine giden ilk beyaz oldu. Bu yolculukla ilgili raporu Fransa’daki Ulusal Coğrafya Demeği tarafından yayımlandı (1884). Kendini Etiyopya’da keşif ve ticaret işlerine veren Rimbaud, daha sonra ülkenin imparatoru olan (1889) Şeva (Şoa) kralı II. Menelik’e silah satma işine girişti. Amacı, elverdiğince büyük bir servet sahibi olduktan sonra Fransa’ya dönmek ve çalışmak zorunda olmadan yaşamaktı.

Rimbaud ülkesinden uzak kaldığı bu dönemde, Fransa’da şair olarak tanınmaya başlamıştı. Verlaine Les Poetes maudits’de (1884; Lanetli Şairler) ondan söz etmiş ve şiirlerinden örnekler vermişti. Bu şiirler heyecanla karşılanınca, Rimbaud’dan hiçbir haber alamayan Verlaine 1886’da onun düzyazı şiirlerini Illuminations adıyla, manzum şiirlerini de La Vogue adlı simgeci dergide “merhum Arthur Rimbaud’nun yapıtları” olarak yayımladı.

Etiypya’da önemli bir servet edinen Rimbaud’nun sağ dizinde bir tümör çıktı (Şubat 1891). Fransa’ya döndükten sonra sağ bacağı kesildi. Temmuzda Roche’a giden Rimbaud’nun sağlığı gittikçe kötüleşti. Ağustosta gittiği Marsilya’da hastalığına kanser teşhisi kondu. Hastanede çok acı verici bir tedaviden ve kız kardeşi Isabelle’e göre, bir papaza günah çıkardıktan sonra öldü.

Modem şiiri Rimbaud kadar derinden etkilemiş ve tutkulu araştırmalara konu olmuş çok az şair vardır. Rimbaud özgünlüğünün doruğuna düzyazı şiirleri Illuminations’la ulaşmış, özlü ve anlaşılması güç üslubuna en uygun biçimi de bu şiir türünde bulmuştur. Düzyazı şiiri olay, öykü ve tasvirlerden, sözcükleri de mantıksal içerikleri ve sözlük anlamlarından arındırmış, böylece şiiri, simgecilerin “etat d’âme” (ruhsal durum) adım verdikleri etkiyi uyandıracak büyülü bir içerikle donatmış, ayrıca bilinçaltının ve çocukluğun belli belirsiz anılarının şiir için zengin bir kaynak oluşturduğunu ortaya koymuştur. Yapıdan, günümüzde de çağdaş insanın başkaldırısını ve yaşamın özünden duyduğu ürküntüyü yoğun olarak yansıtmaktadır.

Rimbaud’nun Türkçede yayımlanan öbür yapıtları arasında Tufandan Sonra (1962, 1996), Arthur Rimbaud’dan Şiirler (1981) ve Rimbaud’nun Mektupları (1985) yer alır. İki ünlü yapıtı 1991’de Cehennemde Bir Mevsim ve Illuminations adıyla, 1997’de de Cehennemde Bir Mevsim/Aydınlanışlar adıyla tek bir kitapta yayımlanmıştır.

Rimbaud Eserleri

  • Une Saison en enfer (Cehennemde Bir Mevsim,1873)
  • Illumminations (Aydınlanışlar/Esinlenişler,1886)
  • Poésies complètes (Bütün Şiirleri, 1895)

Türkçe’de Arthur Rimbaud

  • Cehennemde Bir Mevsim, Çeviri: Özdemir İnce, Can Yayınları, İstanbul, 1993
  • Seçilmiş Şiirler Cehennemde Bir Mevsim, Çeviri: İlhan Berk, Adam Yayınları, İstanbul, 1996
  • Tufandan Sonra, Çeviri: Can Alkor, İyi Şeyler Yayıncılık, İstanbul, 1996
  • Cehennemde Bir Mevsim/Aydınlanışlar, Çeviri: Mahmut Kanık, İz Yayıncılık, İstanbul, 1997
  • Ofelya, çeviri: Zuhal Selçuk Erdinç, Opus Yayınları, İstanbul, 1997
  • Ben Bir Başkasıdır Bütün Düzyazı Şiirleri, Çeviri: Özdemir İnce, Gendaş KültürYayınları,İstanbul, 1999
  • Arthur Rimbaud Seçilmiş Şiirler, Çeviri: İlhan Berk, Adam Yayınları, İstanbul, 2002
  • Arthur Rimbaud Bütün Şiirler, Çeviri: Erdoğan Alkan, Varlık Yayınları, İstanbul, 2003
  • Sarhoş Gemi, Hazırlayan: Fahri Özdemir, Kırmızı Yayınları, İstanbul, 2006

Kaynak: https://www.turkedebiyati.org/arthur-rimbaud.html

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ