Hayal Ehli Şair ve İstanbul

Çağla Göksel Çakır

Yazarın şu ana kadar yazılmış 5 makalesi bulunuyor.
  • 09 Mayıs 2019

Bir masal şehri var tahayyülümde… Belki de hayal ettiğim ‘minyatür bir cennet’. Mevsimi ilkbahar… Güneşi yakut… Denizi firuze… Seması eleğimsağma… Kuşu zümrüdüanka… Musıkîsi saba… Esintisi rayiha… Çiçekleri gül, leylak, papatya… Ağaçları erguvan, palamut, göknar… Haneleri bahtiyar… Sakinleri şen… Çocukları gülşen…

Kâinatta masal tadı alabileceğiniz yegâne şehirlerden biridir İstanbul. Onunla şerefyâb olanlar bunun farkındadır. Bu güzide kent, iki yakasıyla büyüler insanı. Bir tarafta Üsküdar, Beylerbeyi, Çengelköy, Kandilli, Kanlıca, Beykoz; diğer yanda Karaköy, Beşiktaş, Ortaköy, Emirgân, İstinye, Sarıyer; ortada Adalar… Şehirde adım başı ilham pınarı fışkırır adeta şairler için… Kimi kendini Kız Kulesi’ne gönüllü hapseder, kimi Mihrimah Sultan Camii’nde Mimar Sinan’ı yâd eder, kimi Galata Kulesi’nden semaya kanat açar, kimi Suriçi’nde sultanların izini sürer, kimi Yeni Cami’de güvercinlerle sohbet eder, kimi Sarıyer’de martılara misafir olur, kimi Adalar’da inzivaya çekilir, kimi de Çamlıca’da şehri seyre dalar mahzun…

Hayal-İstanbul birlikteliğinin en çok yakıştığı şair Yahya Kemal Beyatlı’dır şüphesiz. Üstad’ın toplu şiirlerinin yer aldığı ‘Kendi Gök Kubbemiz’ (İstanbul Fetih Cemiyeti-2012) adlı eserdeki şiirleri benzerlik yönünden ele aldığımızda İstanbul çıkar karşımıza. Bu büyüleyici masal şehrinin her coğrafyasında farklı bir hülyaya kapılır usta şair. Bebek, Moda, Cihangir, Maltepe, Fenerbahçe, Kanlıca, Kandilli, Çamlıca, Göksu, İstinye ve Üsküdar’da alabildiğine hayalperesttir. ‘Bir Başka Tepeden’ şiirinde İstanbul’un hemen her semtine gönül verdiğini anlıyorum Yahya Kemal’in:

“Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!

Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.

Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul!

Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.”

Hayal ehli, bir şiirinde Kandilli’den Çubuklu’ya gezintiye çıkar; diğerinde Moda’da ilkbaharı karşılar; bir başkasında Çamlıca’daki mesut günlerini anar… Onun Üsküdar’daki ayak sesleri her daim mısralarında duyulur… Üsküdar’ın ışıkları bile dost gelir ona. Bu semtle ilgili muhayyeli, “Etrafı okşuyor mayısın taze rüzgârı;/ Karşımda köhne Üsküdar’ın dost ışıkları…” mısraları ile çıkar karşımıza. ‘Hayal Şehir’ şiirinde başlı başına Üsküdar vardır. Avrupa yakasındaki Cihangir’den şehrin karşı yakasındaki ‘inci’yi süzer: “Git bu mevsimde, gurup vakti, Cihangir’den bak!/ Bir zaman kendini karşındaki rüyaya bırak!”

Başka ülkelere gittiğinde de yine İstanbul’dur hülyası usta şairin. Polonya’nın Varşova kentinde yazar ünlü ‘Kar Musikîleri’ şiirini. Zevk almaz İslav topraklarında. Mütemadiyen kulaklarına çalınır, onu mest eden tanbûri Cemil Bey:

“Bir erganun ahengi yayılmakta derinden…

Duydumsa da zevk almadım İslav kederinden.

Zihnim bu şehirden, bu devirden çok uzakta,

Tanbûri Cemil Bey çalıyor eski plakta.

Birden bire mes’udum işitmek hevesiyle,

Gönlüm dolu İstanbul’un en özlü sesiyle.”

ŞİİRİ MUSİKÎDEN AYRI DÜŞÜNEMEZ

Beyatlı, musikî dinlemekten epey haz alır. Hatta klasik Türk musikîsini havsalasında öyle bir yere oturtur ki, bu müzikten anlamayanın kendi mısralarını da anlayamayacağını ileri sürer. Büyük Türk bestekârı Itrî’nin yeri ise apayrıdır onun için. ‘Eski Musikî’ şiirindeki,

“Çok insan anlayamaz eski musikimizden

Ve ondan anlamayan bir şey anlamaz bizden.

açar bir altın anahtarla ruh ufuklarını

Hemen yayılmaya başlar sada ve nur akını

Ve seslenir büyük Itrî, semayı örten ruh,

Peşinde dalgalanır bestesiyle Seyyid Nuh,

O mutlu devrede Itrî’ye en yakın dost

Işıklı danteleler bestekârı Hafız Post…” mısralarıyla Itrî’ye verdiği ehemmiyeti yansıtır.

Hayal üstadı, yaşının kemale ermesinden olsa gerek inzivaya çekildiği vakitlerde sık sık ötelerin hayaline dalar. ‘Deniz Türküsü’ şiirinde, bir yelkenliye biner, git gide uzaklaşır dünyanın hendesesinden. Semada hisseder kendini:

“Dolu rüzgârla çıkıp ufka giden yelkenli!
Gidişin seçtiğin akşam saatinden belli.
Ömrünün geçtiği sahilden uzaklaştıkça
Ve hayâlinde doğan âleme yaklaştıkça,
Dalga kıvrımları ardında büyür tenhâlık
Başka bir çerçevedir, git gide dünyâ artık.”

Kimine göre dünya hayatı hoş bir masaldır… Çekici olduğu kadar geçici. Yahya Kemal içinse ebediyete yolculuk bir masaldır. Şair, “Yol da benzer hem uzun, hem de güzel bir masala/ O saatler ki geçer başbaşa yıldızlarla./ Lâkin az sonra lezîz uyku bir encâma varır;/ Hilkatin gördüğü rü’yâ biter, etrâf ağarır.” mısralarıyla sonsuzluk seyahatini tarif eder. Şiirin devamında tahayyülündeki yolda ilerler, ilerler… Yolun sonu engin gök ve denizdir:
“Som gümüşten sular üstünde, giderken ileri
Tâ uzaklarda şafak bir bir açar perdeleri…

Mûsıkîsiyle bir âlem kesilir çalkantı;
Ve nihâyet görünür gök ve deniz saltanatı.”

“Çıktığın yolda, bugün, yelken açık, yapyalnız,

Gözlerin arkaya çevrilmeyerek, pervâsız,

Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!…”
mısralarıyla çizdiği öte dünya resminin ardından tekrar yeryüzüne döner Beyatlı. Dilinde ise o kalplere nakşolan mısrası vardır:

“İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar.”

RİNDLERİN HAYAT FELSEFESİ

Yahya Kemal şiirinde hayal kadar ölüm imgesi de geniş yer tutar. Şair özellikle son demlerinde gerçek dünyayla bağını iyice koparmış, hayal âlemini tercih etmiştir. Kendi ifadesiyle o bir ‘rind’dir (dünya umurunda olmayan, gönlünce yaşayan kişi). Günlük düzenin gerektirdiği dar ve yapmacık dünyaya hapsolmamış, kendine has bir hayat biçimi oluşturmuştur. ‘Rindlerin Hayatı’ şiirinde ‘engin vakar’ sahibi rindlerin hayat felsefesini okuruz: “Görmek değil düşünmeye bigane kal! Bırak!”

‘Rindlerin Akşamı’nda ölümün amansızlığını mısralara döker hayal ehli:

“Dönülmez akşamın ufkundayız. Vakit çok geç;

Bu son fasıldır ey ömrüm, nasıl geçersen geç!

Cihana bir daha gelmek hayal edilse bile,

Avunmak istemeyiz öyle bir teselliyle.”

Yazımı büyük şairin cennetvari ölüm tahayyülüyle noktalamak istiyorum:

“Ölüm asude bahar ülkesidir bir rinde;

Gönlü her yerde buhurdan gibi yıllarca tüter.

Ve serin serviler altında kalan kabrinde

Her seher bir gül açar; her gece bir bülbül öter.”

YAZARIN SON YAZILARI
Şiirin Büyüsü ‘Yaz’ - 16 Ağustos 2019
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ