Berci Kristin Cephesi’nden Manves City

Belma Fırat

Yazarın şu ana kadar yazılmış 2 makalesi bulunuyor.
  • 23 Şubat 2019

Berci Kristin cephesinde “yeni” bir şey yok.

Manves City’i okurken içimde sürekli yankılanan cümle buydu. Hem Berci Kristin Çöp Masalları’nda, hem de Manves City’de Latife Tekin, kendi ifadesiyle, “fabrika içindeki zalimlikler” ve “insanca öyküler”i anlatır. Oysa Berci Kristin Çöp Masalları’nda fabrikaların kurulma hikâyelerini, işçi sınıfının belirmeye başlaması ve ilk fabrika direnişlerini ele alan Latife Tekin’in; yıllar sonra fabrikalara geri dönerek kaleme aldığı Manves City’de değişen ve “yeni” olan çok şey vardır: Sömürü yöntemleri ve bunun zorunlu kıldığı farklı bir anlatı biçimi.

Romanın ilk sayfalarında sömürü yöntemlerindeki değişim “bildikleri esaret şekli bile geçmişte kalmıştı,” ifadesiyle açığa vurulur. Bir zamanlar, – artan kentleşme tarafından henüz yutulmadan önce- tarlalardan geçerek fabrikalardaki işlerine giden işçiler saatlerce servislerle dolaştırılmakta, bahçesinde kabak çiçeği yetiştirilen fabrikalar – Latife Tekin, Buzdan Kılıçlar– aynalı gözlüklü, takım elbiseli adamlar tarafından korunan, yüksek duvarlarla çevrili birer işçi deposuna dönüştürülmekte, grev çadırları yerini “İnsan Kaynakları”na yazılan şikâyet mektuplarına bırakmaktadır.  Ahmet Ergenç’in, Latife Tekin’in “gör dediği”: Distopya ve Ütopya makalesinde belirttiği üzere distopyanın ta kendisi artık gerçeğin yerini almıştır. Fabrikaların açtıkları meslek liseleri, spor tesisleri ile şişerek dev bir organizmaya dönüştüğü bu distopik dünyada;kart basılarak gidilen tuvalet molaları dakikalar ile ölçülmekte,robot şeflerin talimatları ile çalışma bantlarında işe koşulan, seri üretim hızının aksamaması uğruna susuz bırakılan işçiler; Foucault’nun Panopticon’unu,Orwell’in 1984’ünü hatırlatan kamera sistemi ile izlenmektedir. Dahası, işçiler birbirleri ile yarıştırılarak birbirlerine kırdırılmakta; performans karneleri, çalışma ekipleri arasında kurulan iç müşteri/dış müşteri ayrımına dayalıböl ve yönet prensibiyle oluşturulmuş bir üretim örgütlenmesi sonucudayanışma yerine birbirlerinden hizmet alma anlayışı ile rekabete sürüklenmekte vehak arayışının içeriği;dilek kutularına,kurs taleplerine indirgenerekideolojik olarak boşaltılmaktadır.Bu yeni işçi, kıdeme değil ürettiği mala göre ücret alan “modern işçi”;Berci Kristin Çöp Masalları’nda “çadır tutan” grevci işçilerin patronlarından ilk defa duydukları ve bir türlü dillerinin dönmediği “muntaz” (muntazam) işçidir.  O artık “muntazam”laştırılmış, CEO, mobbing, joker işçi, kaizen şemsiyesi, selfi benzeri sözcüklere dili dönen, “Başarının Sırrı” üzerine fabrika yönetiminin düzenlediği kompozisyon yarışmalarına katılan; şikâyet dilekçelerini doğru düzgün şekilde kaleme almayı bilen bir işçidir. Tam da bu nedenle, Orhan Koçak’ın Proleter Deneyimi ve Roman isimli makalesinde belirttiği gibi Manves City artık Sevgili Arsız Ölüm gibi yazılamaz. “Çöp Yolu”nda ilaç fabrikasının mahalleye akıttığı ılık mavi sularla yıkanmaktan mosmor kesilip derisi pul pul dökülen, tepelerine yağan beyaz tozdan zehirlenerek boğulma raddesine gelen, sus payı olarak dağıtılan yoğurtları nimet sayıp afiyetle tüketenÇiçektepelilerin grevle tanışıp birer “çadır tutan”a dönüşmesinin hikâyesini anlatan “Berci Kristin Çöp Masalları” gibi de yazılamaz. Kapitalizmin habis bir ur gibi yayılarak üretim, doğa ve insan ilişkilerini her yönden kuşatması Çiçektepe ruhuna sığınacak yer bırakmamış ve dilsizliklerinden kaynaklanan masumiyetlerini zedeleyerek yerini Manves City’nin kurallarını dayattığı bir iletişim biçimine terk etmiştir. Bu açıdan bakıldığında Latife Tekin’in Berci Kristin Çöp Masalları ile Manves City’de kullandığı yazı dilindeki farkın hem ontolojik hem de epistemolojik sebeplerden kaynaklandığı ifade edilebilir.

Manves City’de dilin dönüşümünün nedenleri; Pelin Özer’in kaleme aldığı Latife Tekin Kitabı’nda geniş bir çerçevede ele aldığı Latife Tekin poetikasında kendini açığa çıkarmakta:

Latife Tekin yoksulun tarafındadır. Onlar “dağların, kuşların masum dünyasına” yakındır. Masumiyetleri kendilerini ifade biçimlerine yansır. “Yoksullar kendi haklarında konuşmazlar, ağıt yakarlar, masallar anlatırlar, tekerlemeler söylerler.”Dil sınıfsaldır. Tam da bu nedenle yoksulun dille kurduğu ilişki sorunludur. Politik hareket içinde, grevlerde patronla karşı karşıya geldiklerinde, kent içine dağılıp “paranın peşine” düştüklerinde “anlamına eremedikleri”, “ödünç alınmış bir dille” konuşurlar. Dili taklit etmek, yoksulluk ve masumiyeti tehlikeye atar. Latife Tekin’in yoksullukla kurduğu ilişkinin niteliğine dikkat etmek gerekli. Belki de sermaye birikimi ve mülkiyet temelli zenginlik anlayışımız; bizi doğa ile aracısız ilişkimizden koparan, bizi yoksulluğumuzdan ve masumiyetimizden eden bir fazlalıktır, insanı kendine ve diğer varlıklara yabancılaştıran bir yüktür. Latife Tekin, eserlerinde, yoksulun dilsizliğini, onların dille kurduğu taklit ilişkisini yer yer bu taklit ilişkisinin bir savunma mekanizması ve hatta bir “kalkan” görevi de görebileceğiniaçığa çıkararak vurgular. Yazı da yoksula yabancıdır ve hatta yazı yoksulun “hakikatli düşmanı”dır. Buzdan Kılıçlar’daki iş mektupları ileManves City’deki şikâyet dilekçeleri yoksulun yazı ile kurduğu ilişkiyi ve toplumdaki kapitalist örgütlenmenin derinleşmesiyle bu ilişkideki dönüşümü açığa çıkarır. Tekin’e göre yoksullar kalıplaşmış cümlelerle yazarlar, noktalama işaretlerini doğru şekilde kullanmayı bilmezler. Onlar noktalama işaretlerini kendi güçlüklerini vurgulamak istedikleri yerlere koyarlar. Manves City’deki şikâyet dilekçeleri, Buzdan Kılıçlar’dakibariz dilbilgisi hatalarından büyük ölçüde azadedir. Bağlaçlar, durum ve soru ekleri, diyalogların aktarıldığı tırnak işaretleri,insan sömürüsünün taşıyıcısından ibaret olan “İnsan Kaynakları” tarafından ciddiye alınabilecek biçimde doğru ve yerli yerinde kullanılmıştır.Teknik terimler üzerindeki hâkimiyet dikkat çekici boyuttadır. Öte yandan dilekçelerin sadece büyük harf ile yazılması, soluk soluğa virgüller, nokta iminin konduğu yerler; içerdiği aciliyet vurgusuyla fabrikada can çekişen işçinin feryadı gibidir. Dilekçelerde göze çarpan başka bir özellik de taleplerin kapitalist sistemde fabrikaların yegane prensibi haline gelen üretim hızı ve verimlilik temelli bir argüman ve nedenselliğe dayandırılarak, patronların ikna edilmesine yönelik bir tutum içermesidir. Sistemi alaşağı etme umudunun yok olmasıyla, içine düştüğü koşulları kabullenmekten başka çaresi kalmayan yenik işçi, ehlileşmeyi kabullenmiş, kısmi iyileştirmelere rıza gösterecek hale gelerek, uysal bir tavırla, yaşamını idame ettirmesini sağlayacak asgari düzeydeki haklarını kurtarabilmek için pazarlığa oturmak zorunda kalmıştır. Bu pazarlıkta kapitalist jargonişçiyi esir almış, ideolojik dil; yoksulun doğa ile ilişkisinde güç, sistem içerisinde ise zafiyet haline gelen dilsizliğini sürgüne uğratmıştır. Kapitalizm yoksulun dilsiz dilini çalmış ve onun ağzına kapitalizmin dilini, terminolojisini vermiştir. İçselleştirmenin boyutları patronla selfi çektirmek, mesleki eğitimler ve kurs talepleriyle açığa çıkar. Öte yandan patronla selfi çektirme isteği, dövme, küpe takma serbestisi konusundaki dilekçeler, fabrikadaki işlevi üretim çarkındaki bir piyon olmaktan öteye gitmeyen işçinin; birey olarak varlığının tescil edilmesi arzusudur bir anlamda. 

Yine de kapitalizmin dili tarafından kuşatılan ve onu kullanmayı öğrenmek mecburiyetinde kalan yoksulun kullandığı bu suni dil, anadili olan sessizlikten kırık dökük bir şekilde dökülen, minör bir dildir. Anadili kaybetmemenin yolu ise doğa ile olan bağın korunmasında gizlidir. Oysa kapitalizmin yoksula indirdiği en büyük darbe onun doğa ile olan bu bağını vahşi yöntemlerle talan ederek koparmasıdır. Manves City’de bu kopuşun izleri, yerel gazetedeki köşe yazarının, insanlar “karın tokluğuna çalışmak için yollara düşerken” açmaktan başka bir şey yapmayan çiçeklere sitem etmesiyle açığa çıkar.  

Berci Kristin Çöp Masalları’na geri dönersek, romanın isminin hikâyesini anlatan Latife Tekin, berci sözcüğünün “çoban kız” anlamına geldiğini ve masumiyeti temsil ettiğini, Kristin’in ise gecekondu mahallesinden çıkan ilk fahişe olduğunu belirtir. Oysa artık Manves City’de hayvanlar “elektrikli çoban”la idare edilmektedir. Öte yandan, gecekondu mahallesinde parasını ödemeyenlerle dalaştıkları günleri mumla arayacak hale gelen fahişeler artık porno siteleri ve organize suç çetelerinin eline düşmüştür. Özetle Berci Kristin cephesinde değişen bir şey yok ve/fakat değişen çok şey vardır.Çünkü doğa ile ilişki kopmuş, masumiyet ele geçirilmiştir. Yoksulların, yoksulluk bilgisi ellerinden alınmış, içlerindeki, onları doğa ile dolayımsız ilişkiye sokan o ışığa darbe vurulmuş, fabrikanın bahçesindeki süs havuzuna muhtaç hale gelmişlerdir. Diğer bir deyişle, Manves City, Berci Kristin’i kapsayarak aşmış; gecekondunun yerini TOKİ, tarlanın yerini otoyol, grev çadırlarının yerini dilekçe, işçinin yerini ileride robota teslim etmesi öngörülenprekarya, berci kızın yerini elektrikli çoban almıştır.

Öte yandan, Lacan’ın, Edgar Allan Poe’nun zarfı değiştirilerek elden ele dolaşan bir mektubun hikâyesini anlattığı Çalınan Mektup, isimli öyküsüne istinaden belirttiği gibi, bastırılan her zaman geri döner ve “mektup daima varacağı adrese ulaşır” yeter ki biz dağların, kuşların, karıncaların, çiçeklerin ve böceklerin masum dünyasına katılma arzumuzdan yüzümüzü çevirmeyelim.

Kaynaklar:

  1. Ahmet Ergenç, Latife Tekin’in “gör dediği”: Distopya ve Ütopya, k24, https://t24.com.tr/k24/yazi/latifetekin,2085
  2. Belma Fırat, Berci Kristin Çöp Masalları: “Kondu”dan “Sanayi”ye Çiçektepe, yeni e, http://yenie.net/tag/belma-firat/
  3. Jacques Lacan:Hakikat Faktörü/Postacısı, “Çalınan Poe”, sa:71-184, çeviri: Ali Utku, Mukadder Erkan, Birey Yayıncılık, 2000
  4. Latife Tekin, Berci Kristin Çöp Masalları, İletişim Yayınları
  5. Latife Tekin, Buzdan Kılıçlar, Adam Yayınları
  6. Latife Tekin, Manves City, Can Yayınları
  7. Orhan Koçak, Proleter Deneyimi ve Roman, k24, https://t24.com.tr/k24/yazi/proleter-deneyimi-ve-roman,2144
  8. Pelin Özer, Latife Tekin Kitabı, Everest Yayınları
YAZARIN SON YAZILARI
Aksi Perspektif - 28 Ocak 2019
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ