Dramatik Dolantıdan Nitelikli Edebiyata

Derya Derya Yılmaz

Yazarın şu ana kadar yazılmış 7 makalesi bulunuyor.
  • 16 Şubat 2019

Bugün 14 Şubat Dünya Öykü ve Sevgililer Günü. Aynı günde yapılan, iki ayrı gün gibi görünen, ama birbirinin içinden geçen sarmal iki kutlu gün yani. Öykü bizim sevgilimiz değil mi?

Sevgili Özcan Karabulut’un ön ayak olup gündeme taşımasıyla bugün, Kasım 2003’te 69. Uluslararası P.E.N. Dünya Kongresi’nde onaylanarak Dünya Öykü Günü adıyla kutlanmaya başlandı. İyi ki de öyle oldu. O halde her iki gün de, hepimiz için kutlu ve mutlu olsun.

Günün anlam ve önemine uygun olarak bu ayki yazım, konuları oldukça dramatik de olsa, pek çok öykü ve öykücüyü içine alan iki kitap üzerine. Öykü hayatın kendi olduğuna göre, her şey ona dâhil değil mi?

DRAMATİK DOLANTIDAN NİTELİKLİ EDEBİYATA

Son dönemlerde yayımlanan öykü seçkilerinin artışı dikkat çekiyor. Bu doğrultuda korku, kadın, aşk, şiddet öyküleri gibi ortak konulu olanlarsa yoğun ivme kazanmış durumda. Bunların arasında Notos Kitap’tan 2015’de çıkan ilginç, ilginç olduğu kadar nitelikli iki seçki,öykücü Neslihan Önderoğlu’nun imzasını taşıyor. Geri Dön Hayatve Burada Öyle Biri Yok. Öykücüler neye göre seçildi bilinmez ama genel olarak son derece iyi kurgu ve Türkçeleriyleözgün öyküler.

Geri Dön Hayat, adını çok genç yaşta intihar eden şair Nilgün Maramara’nın “Cam Kelepçeye Evet” şiirinden almış. Öykülenen yazar, şairler yaşasalardı daha ne eserler üretirlerdi acaba diye insanı düşündüren,okuyanın yüreğinde derin kesikler oluşturan,  birbirinden hüzünlü, toplam yirmi bir öykü yer alıyor.

Kitap, yaşamlarına kendi istekleriyle son vermiş Türk ve dünya edebiyatından önemli yazar, şairlerin son yirmi dört saatlerinin başka yazarlar tarafından konu alındığı, onların son günlerinde neler hissetmiş, yaşamış olabileceklerinin edebiyatın gerçek ve kurmaca dünyasının olanaklarıyla ete kemiğe büründürüldüğü öyküleri barındırıyor.

Anlatılara konu olanların son gün öyküleri, her ne kadar biz okurların yüreğini iki taş arasında kalmış gibi sıkıştırsa da bir öykücü olarak diyebilirim ki yazınsal açıdan son derece çarpıcı, akılda kalıcı, iyi kaleme alınmış, bir çırpıda okunacak metinler.

Öykülenen yazar, şairlerden kimi yazınsal anlamda yaşamlarının en verimli döneminde, kimi hayatlarının “enerkeninde”, kimiyse maddi dünyanın sunduklarına sahip olmanın doruğunda en sona, yazmaktan ve okumaktan vaz geçecek kadar daha ötesi olmayan uçurumavarmak istemişler. Kitap onedenleri anlamayı hedeflenmiş görünüyor.

Hani derler ya, Nasıl olsa içinden sağ çıkamayacağımız bir dünyada yaşıyoruz, o halde erkene almak niye, diye, işte bu güzel insanları, intihar gibi mutlak bir sona getiren sebep ya da sebepler her neyse, bunu tahmin etmeolanağı sunuyorbize. Kaldı ki bir yazarı ya da şairi ortaya koyduğu eserlerinden tanımak, dahası anlamak kısmen de olası. Ancak öyküleştirilmiş bu metinler biz okurların düş dünyalarını doğrudan kavrıyor.

Kimler, kimleri anlatmış?

Murat Gülsoy Gérard de Nerval’i, Bahri Vardarlılar Edgar Allan Poe’yu, Bora Abdo Tokadizade Şekib’i, Melike Uzun Virginia Woolf’u, Mehmet Fırat Pürselim Kostas Karyotakis’i, Neslihan Önderoğlu Ernest Hemingway’i, Fadime Uslu Yasunari Kawabata’yı, Veysi Erdoğan Sâdık Hidâyet’i, Hande Gündüz Sâdık Hidâyet’i, Emrah Öztürk Robert E. Howard’ı, Figen Alkaç Cesare Pavese’yi, Sibel K. Türker Cesare Pavese’yi, Şenay Eroğlu Aksoy Romain Gary’i, Özlem Akıncı Yukio Mişima’yı, Nazlı Karabıyıkoğlu Anne Sexton’ı, Serkan Türk Sylvia Plath’ı, Onur Çalı Richard Brautigan’i, Kerem Işık John Kennedy Toole’yi, Nalan Barbarosoğlu Hür Yumer’i, Niyazi Zorlu Hür Yumer’i, Gül Ersoy Nilgün Marmara’yı kurgu dünyalarının gizemiyle öyküleştirilmiş.

Burada Öyle Biri Yok, diğer seçki gibi son derece hassas bir yaraya eğiliyor. Okurunda kanama yaratan kitap, dramatik dolantıları yüksek yirmi bir öyküden oluşuyor yine. Kaybolan, kaybolmayı seçen, ölen, öldürülen, birden bire buharlaşan, dönmeyen, dönemeyen yitip gitmiş insanlarınhikâyeleri. Ya arkada kalanlar? Onlar acılı bir ümidin, bulamamanın, özlemenin, belirsizliğin, bekleyişin, çaresizliğin, belki de sonsuza kadar hiçbir yerde durmanın korkunçluğuyla kavruluyor.

Okur olarak bize yine çok yönlü bir anlamanın kaldığı bu kayıp anlatıları, türlü türlü duygusal salınımlarda gide gele omurgasını sağlam oluşturmuş.

Behçet Çelik, Berna Durmaz, Bora Abdo, Doğan Yarıcı, Ferat Emen, Gamze Güller, Gaye Boralıoğlu, Gönül Kıvılcım, Güray Süngü, Hakan Bıçakcı, Hakan Şenocak, Hande Gündüz, Haydar Ergülen, Murat Yalçın, Müge İplikçi, Neslihan Önderoğlu, Onur Çalı, Sedef Ecer, Sine Ergün, Yalçın Tosun, Yavuz Ekinci, bu kitabın öykücüleri.

Yaşam denilen şey, kalbimizin ilk atmasıyla, son atması arasında geçen zamansa eğer, bile isteye buna son veren insanların, hele bunlar sanatçı, yazar, şairse nedenlerini anlamaya çalışmak elbette çok zor. Ancak bunu yazmaya koyulanların yine bir yazar, şair olması, onların bu son kararlarına varma nedenlerini daha çok içselleştirip anlamalarını sağlamış olmalı. Biz okurlarınsa buna tanıklığıönemli bir ayrıcalık diye düşünüyorum.

İnsanlar ölür, kendini öldürür ya da terk eder, terk edilir, kaybolur. Ama bu büyük ağırlığı hafifletip yüceleştiren öyle bir şey var ki işte oşey edebiyat, insanın en büyük buluşlarından biri, alemetifarikası.

Öncelikle, bir okur-yazar olarak bize asıl düşen nedir diye soracak olursak, cevap, nitelikli edebiyatı, ille de öyküyü yaşamın her alanına taşımak, ısrarla izini sürmek, becerimiz varsa da tutkuyla yazmak gerekliliğidir bana göre.

Bu kitapların temalarını bir kenara bırakıp iyi edebiyatı göz önüne yeniden alırsak, önümüzde ince süzgeci olan bir gözün, biz “öyküokuroburlarının” tepsisine koyduğu hazır, pratik, son derece lezzetli bir menü görürüz. Hem kurgulayanların yazım dili bakımından hem de kurgulananların yazı ve özel dünyası bakımından öyküsever okurların kitaplıklarında mutlaka bulunması gereken kitaplar bunlar.

Okuyun derim. Çünküöyküler bittiğinde durduğunuz yer, asla başladığınız yer olmayacaktır.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ