Aksi Perspektif

Belma Fırat

Yazarın şu ana kadar yazılmış 2 makalesi bulunuyor.
  • 28 Ocak 2019

“Aksi Sanat” ile ne söylenmek isteniyor olsa gerek? “Aksi” sanat olan mı? Estetik mekânda, belirli kurallar çerçevesinde sanat haline bürünmüş bir nesne ya da yaşantı mı? Çevreleyen dünyayı, temsil ilkeleri bağlamında, sanatın alımlayıcısı konumundaki özneye akseden? Ya da bu akis sanatın izleyicisi olarak beni bana söyleyen midir? Sanatı gözlemleyen özneye akseden, son kertede kendi bakışı değil midir? Bakışımın yansıması bana sanat olarak geri dönüyorsa eserin kurucu unsurlarından biri sayılabilir miyim? Öte yandan “Aksi Sanat” biraz da huysuz sanat olmasın? Bütün bu soruları art arda sıralayan, kurcalayan, arıza çıkaran; sanat tarihinin mezar kazıcısı bir huysuz ihtiyar? Yahut sanata dair ortaya saçılmış arkeolojik buluntuların, fosillerin dayattığı kurallara, onlardan türeyen bakış açılarına isyan eden, devrim peşinde, yakıp yıkmaya teşne, hizaya girmeyen, uyumsuz, aksi bir genç? Galiba hepsi…

Bu soruları – meseleleri şemsiye kavramların altına hapsetmenin tehlikesini göz ardı etmeden- perspektif sözcüğü ile karşılamaya çalışmak bana yakın geliyor. Bu nedenle “Aksi Sanat”ta, “Edebiyat ve Felsefenin Sularında” ismini verdiğim başlık altında ilk olarak PavelFlorenski’nin “Terseten Perspektif”[1] isimli kitabını ele almak istedim.

Florenski’nin “Tersten Perspektif” isimli kitabı, Ortaçağ’ın ikon sanatından yola çıkarak resim ve güzel sanatlar üzerine düşünce üreten bir eser. İkon Yunanca eikon sözcüğünden geliyor ve imge anlamına geliyor. İmge sadece resim ve güzel sanatların değil, estetik mekânda imgesel tasarımlar yaratan edebiyatın da alanına dâhil. Bu nedenle, edebiyat üzerine düşünenlerin resim sanatı ile dirsek teması içinde olması olağan sayılmalı. Bu nedenle tersten perspektif kavramı üzerine düşünmenin edebiyatın çeşitli dallarıyla ilgilenen kalem işçilerinin vizyonunu genişleteceğine inanıyorum.

Florenski tersten perspektifi, temsilde çokmerkezlilik olarak tanımlıyor. Buna göre, “Çizim, gözün çeşitli kısımları izlerken durma noktasını değiştirdiği düşünülerek tasarlanır.”[2]

Zeynep Sayın, “Tersten Perspektif”e yazdığı sunuş yazısında çoklu perspektifin ya da çokmerkezliliğin;göz-merkezciliğin iktidarı hilafına, görünmeyeni görünür kılma imkânından söz eder. Bu bağlamda perspektif eğitiminin bir ehlileştirmeden başka bir şey olmadığını iddia eden Florenski, dünyayı bir imgede ele geçirmeçabasının beyhudeliğinive bu mümkünmüş gibi bir yanıltmacayla dünyayı faydacı temsillerle egemenlik altına almaya çalışmak yerine, imgeye hak ettiği çokmerkezliliği ve karmaşıklığı geri vermenin gereğini vurgular.[3]

İkon sanatı, esere bakan gözü sabit bir nokta olarak almak yerine göze doğru açılır. Aynı anda görülebilecek ve görülemeyecek olan yüzeyleri birlikte göstererek perspektif yasasını bozar. Gözün bakış açısını dönüştürür ve onu farklı konumlardan bakmaya zorlar.[4]

Perspektif yasasını bozmak temsili anlamda bir imkânsızlık yaratır ama bunun açtığı önemli bir imkân var. Benzeşim ilkesine dayalı temsil ilkesinin ötesine geçmek. Bu imkân, imkânsızlıktan çıkan bir imkân olduğundan aynı zamanda bir sınır ihlalidir. Öten yandan gösterilmeyecek olanın gösterilmesi hakikate hizmet eder çünkü sanat doğrudan temsil ilişkisi ile ele geçirilemeyecek olan bir “fazla”nın peşindedir. Bu “fazla”yı ortaya koymaya çalışırken aslında perspektif yasasının koyduğu temsiliyet ilkesinin bir yanılsamadan ibaret olduğunu, görünenin ardında bir görünmeyenin ikamet ettiğini, bunun bizi bir olanaklar dünyasına sevk ettiğini açığa çıkarır.

PavelFlorenski ikon “yazılır”,“ikonografi teknikleri yazı yazma teknikleridir” diyor. Bu bağlamda Florenski Yunanca ortografi, graphein ve orthos sözcüklerine dikkat çekiyor. Ortografi: imla, orthos: doğru ve graphein: yazmak (resmetmek)anlamına geliyor[5]. İkon’un imge olduğunu hatırladığımızda, imgelerin de yazıldığı anlayışını buluyoruz. Ortografi yani imla, doğru yazmak anlamına geliyorsa perspektifi de bir imla olarak düşünebilir miyiz? O halde edebiyatçının; estetik mekânda tasarladığı imgeleri; yazın kurallarını belirleyen imla ve grameri bozarak, dilin iletişim maksatlı gündelik kullanılışına bağlı düz anlam üreten bildirişim özelliğinin ötesine taşıyarak sunmak manasındaki tersten perspektifi,bir beceriksizlik ya da yetersizlik değil, görünenin görünmeyen boyutlarına işaret edebilmek için yapacağı bilinçli bir bozgunculuk olmayacak mıdır?

PavelFlorenski bu soruyu olumlar gibi görünüyor:

“Perspektif, taraflarınca iddia edildiği üzere, gerçekten şeylerin doğasını mı ifade ediyor ve bu yüzden her yerde ve her zaman sanatsal doğruluğun kesin bir önkoşulu olarak mı görülmesi gerekiyor? Yoksa yalnızca bir şema özelliği mi taşıyor, hatta kapsamlı bir dünya tasarımını karşılamayan birçok olası şemadan, belirli bir dünya görüşüne ve tanımlanmış bir algılama biçimine bağlı olarak ortaya çıkan pek çok dünya yorumundan biri mi sadece? Başka bir ifadeyle tekrarlarsak, perspektif, dünyanın perspektifle yapılan temsili, perspektifle yorumlanışı, dünyanın kendi gerçekliğinden kaynaklanan asıl sureti, hatta doğru ifadesi mi? Ya da sırf farklı bir imla, ortaya çıkardıkları çağlara özgü dünya görüşlerinde karakteristik olarak kabul edilen sayısız konstrüksiyondan biri mi söz konusu yalnızca? Söz konusu olan böyle bir konstrüksiyonun perspektif yoluyla, farklı dünya görüşleri ve farklı çağlara özgü tarzlarla ilgili imlaları ve çeşitli transkripsiyon sistemlerini de içine katarak kendi tarzını dile getirmesi mi?”[6]

Perspektifi estetik bir yasa ya da şema olarak düşünmek Nietzsche’nin, “Tragedya’nınDoğuşu” eserindekiApollon/Dionysos ilişkisini düşündürüyor bir yandan da.Düşleri, hayalleri, esrimeyi, kendinden geçmeyi, kendi “ben”inin dışına çıkmayı, bireyliği terk etmeyi temsil eden Şarap tanrısıDionysosçıplak gözle bakamayacağımız kaotik bir hakikati simgelemektedir. Bu hakikat ile başa çıkabilmenin, ona nüfuz edebilmenin yolu onu duyulur bir sanat formuna kavuşturmaktan geçer. Bu da müziğin, sanatın, şiirin tanrısı Apollon’a düşen paydır.Apollon bize güzeli, uyumu, oranı, ölçüyü verir. Belki burada şöyle düşünmek gerekiyor, Apollon’un tülü olmadan kaotik olana bakamayız fakat kaotik olanı katı biçimlere sokmak konusunda ölçüyü kaçırdığımız takdirdehakikat de elimizden kaçar.

Perspektife aykırı bir yol izleyen ikon sanatında kullanılan çeşitli yöntemlerden ikisinin altını çiziyor Florenski. Bunlardan ilki İkon üzerine özellikle giysilere sonradan giydirilen altın varaktan şeritler olarak adlandırılan rasdelka, diğeri isefigürlerin hareketlerini vurgulayan, kendine özgü özelliklerini altını çizen kontür biçiminde ya da çalışmanın son aşamasında eklenen ve çıkıntılı yerleri, düzensiz yüzeyleri vurgulayan beyaz çizgilerdir. Sanatçının ikona üzerindeki bu “bilinçli” eklentileri, Florenski’ye göre “nesneyi ve nesnenin dinamiğini nesnenin görünür çizgilerinden çok daha güçlü bir şekilde” ifade eden, ikonu izleyen göze hareketin bütününü sunan “metafizik bir şema” sunar.[7]

Burada bir yapıyı oluştururken, onul nasıl oluştuğunu gösteren bir yöntemle karşılaşıyoruz. Bu yöntem üzerinden, edebiyatta yazarın kurgusal mekânda yapıtını nasıl kurduğunu anlatının içinde açığa çıkaran, yazın eyleminin kendisini merceğe alarak sorgulayan meta-kurmacanın izlerini sürmek imkânlı görünüyor.

Öklid ve Kant’ın uzay anlayışlarını temel alan, sanatın ontolojik arka planını – hakikati temsil etmek iddiasındaysa eğer – bilimsel temellere dayanmak zorunda olduğu düşüncesi ile sınırlandıranözne merkezli Rönesans ve Aydınlanma düşüncesi; resim sanatında katı ve doğrusal bir perspektivistanlayışın yolunu açmıştır.

Florenski’nin ifadesiyle, Aydınlanmacı düşüncenin gözü bir objektif gibi ele alan doğrusal perspektif anlayışına göre: “Sanatçı yaşamı kendi ‘durma noktası’ndan seyretmektedir.” Konumu “olağandışı ve biricik”, hükümran, yasa koyucu tek gözlü bir dev gibidir ve mutlak olarak sabittir çünkü hareket edecek olursa perspektif değişecektir. Dünya hareketsizdir, zaman boyutu yoktur; tarih, değişim, özyaşam öyküleri dışlanmıştır, psiko-fizyolojik görme süreçleri; ruhsal, psikolojik öğeler hesaba katılmaz. Zaman boyutunun dışlandığı bu sanat birenstantane, bir şimşek çakması gibidir.[8]

Öte yandan perspektif bilgilerine hâkim birçok Rönesans dönemi ressamı, tablolarında zaman zaman perspektifi bilinçli olarak bozma kuralını uygulamış, resimlerinde çoklu perspektife başvurarak derinlik ve anlam arayışına girmişlerdir:

“… perspektif kuramcıları dünyanın temsilini gerçekleştirirken ne zaman kendi kendilerine koydukları perspektif kurallarını izlemekten vazgeçecek olsalar, koşulsuz bir sanatsal hazza teslim oluyorlardı – bu kuralların sırlarını biliyor olsalar bile! Bu ressamlar kendi beklentileri açısından değerlendirildiğinde kaba olduğu söylenebilecek tüm “beceriksizlik” ve “yanlışlıkları” yapıyorlardı. Ne var ki söz konusu resimler üzerinde yapılan çalışmalar, bu resimlerin “güçleri”nin tam da bu “beceriksizlik” ve “yanlışlıklar”da yattığını gösteriyor.”[9]

Öyle ise bir sanat eserinin değeri perspektife dayalı yansıtma ya da temsil ilkesini ne düzeyde yerine getirdiği değil farklı yöntemlerle merkezi bir bakış açısını yerinden ederek simgesel anlamda çağrışım zenginliği elde etme, olasılıklar açma yetkinliği ile ölçülmeli. Diğer yandan Florenski’nin de belirttiği gibi ister doğrusal perspektife başvursun, ister bu anlayışı bozsun, temsil yalnızca bir gösterge olabilir; sadece ima ya da işaret edebilir. Bunun nedeni dördüncü boyut olarak zamanı askıya bile alsak bir resimde yansımasını görebileceğimiz nesnelerin yüzeylerinin, o nesnelerin ancak simgesi olmak durumunda olmasıdır. O halde: “Gerçeklik ve resim arasında benzerlik anlamında bir köprü yoktur” ve “suret de bir simgenin simgesidir.”[10]

Bütün bunlar bize “aksi sanat” olan hakkında ne söyler?

Huysuzluğa, aksiliğe ve kurcalamaya devam…

Kaynak: PavelFlorenski,Tersten Perspektif, çev: Yeşim Tükel, Metis, Kasım 2013


[1]PavelFlorenski: Tersten Perspektif, çev: Yeşim Tükel, Metis, Kasım 2013

[2]PavelFlorenski, sa:43

[3] Zeynep Sayın,Tersten Perspektif, sunuş metni, sa:7-10

[4] Zeynep Sayın, sa:26

[5]PavalFlorenski, sa:44 ve 51

[6]PavelFlorenski, sa:51

[7]PavelFlorenski, sa:45

[8]PavelFlorenski, sa:126-128

[9]PavelFlorenski, sa:87

[10]PavelFlorenski, sa:125

YAZARIN SON YAZILARI
Aksi Perspektif - 28 Ocak 2019
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ