Ahmet Telli’ye Yapılan Saldırı Hakkında Ne Söylediler?

  • 23 Aralık 2018


Şair Ahmet Telli’nin Hacettepe Üniversitesi’nde gerçekleşen etkinliği sırasında uğradığı saldırı hakkında şair ve yazarlardan açıklamalar gelmeye devam ediyor

Mesut Kara: Ahmet Telli’ye yapılan faşist saldırıyı kınıyorum. Ahmet Telli ve sanatçılarımız yalnız değildir. Cehaletin ve kötülüğün kutsandığı bu karanlığın da üstesinden geleceğiz. Kadına, çocuğa, hayvana, sanata ve sanatçıya insanlık dışı saldırıların yaşandığı bu karanlık dönemde bir ve birlik olursak korktukları aydınlığa ulaşmamız daha kolay ve çabuk olacaktır. “Bu duyduğumuz çakalların ulumasıdır”. Umudumuzu kaybetmeden sanata, güzelliklere sarılarak güzel günler görene kadar mücadeleye devam diyorum.

Neslihan Yalman: 21 Aralık (2018) – VİCDAN İÇİN EN UZUN ZAMAN…

Bugün bir aksilik çıkmazsa, yine bomba gibi bir “BADpoetry” çalışması için müzisyen Mert Kamiller’le birkaç şiirimi değerlendirmek üzere stüdyoya giriyoruz. Türkçe-Felemenkçe olarak “Akrostiş” dergisinde de yayımlanan “Bu Şiir Çarşaf Giymeden Okunamaz” şiirimi de seslendireceğim. Bunu niye yazıyorum; çünkü zaten ülkenizde ortalama algınız papağan öldüren adam düzeyinde, dünyasal ölçekte sanata, yeniliğe geç kalmışsınız; bir de, şairlerinizi açıkça tehdit ediyorsunuz. Şairi bir yerin değeridir. Sanat büyük bir gerekliliktir. Ayrıca, siz Madımak’ta da birçok şair, düşünür, müzisyen yaktınız; biz yıldık mı; HAYIR! Birilerinden korkan gerçekten sanat yapamaz. Hele bu coğrafyada… O yüzden, şair Ahmet Telli’ye girişilen linç olayını protesto etmek adına, bir şair olarak her türlü direnç hareketine destek veriyorum.

“Ben girerim, sokağı devriyeler basar/ Bir de gülüşün eklenir kimliğime”

Ayten Kaya: Ne demiş Ahmet Abi; “Toplumların vicdanı yoktur, linç kültürü vardır. Vicdan bireyseldir.” Yalan mı demiş şair, eğmiş bükmüş mü lafı? Bu toplumun vicdanı olsaydı bir şairden mi sorardı hesabı, yoksa tarihindeki linçlerin izini sürüp başını öne mi eğerdi? Şair yalan dememiş, linç kültürü yok mu bu toprakların?

Müesser Yeniay: Linç kültürü insanlığa evrilmemiş olmanın bir göstergesidir. Ahmet Telli’ye geçmiş olsun.”

Ömer Turan:Şiir, şairiyle birlikte dünya kurulalı omuz omuza. Hiçbir güç bu ikiliyi susturamadı ve ayıramadı. Aksine şiirin gazabına uğrayıp yok oldular.  Ahmet Telli ve şiiri hep var olacak ama ya onlar? Lekeli ağızlarını toprak bile kabul etmeyecek.

Mine Engin Tekay:  O giderse kim sular fesleğenleri? Ahmet Telli ve şiirleri yüreğimizin en derin yerindedir. Elbette hep var olacaktır. Kalemin kılıçtan keskin olduğunun en büyük tanığıdır zaman.

Zübeyde Seven Turan: Saldırı Ahmet Telli’nin kişiliğinde aslında şiire yapılmıştır. İyiye, güzele, doğruya, sevince, kaleme, insana ve topluma yapılmıştır. Umarım insanı insana kırdırmanın ayak sesleri değildir. Kınıyorum!

Dilruba Nuray Erenler:  Şiir ustamız,şairimiz,ağabeyimiz Ahmet Telli’ye yapılan saldırıyı kınıyorum.Saldırganların tavrı cahil düşüncenin eyleme geçmiş, linç zihniyetinin denetimsiz halidir.Hesaplı ve bilinçlidir.Ancak şairin şiirin vicdanı susmaz.Ne diyordu şiirin direngen ruhu Enver Gökçe:

“Sana selam olsun zincirin zülmün ve kırbacın tahammül etmediği büyük tahammül”

Hayat /Bu /Zulüm/Toprağının/Kararmış/Zühresi/Ay’ı/Bentleri/Yıkar

Yaşamak/Değişir/Yaşamak/Ölümden/Üstün

Sadece/Unutma/Sen/Şu/Bitmeyen/Kavgayı”

 “Ve sürecek o kavga yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek”  (Adnan Yücel)

Dayan ha yıkılma, onurla şiirle korkusuzca.

Hülya Karakaş: “ Toplumların vicdanı yoktur, linç kültürü vardır.” derken sözünün gerçeğiyle karşılaşan şaire önce geçmiş olsun diyorum. 3 kendini bilmezin, yanaşma anlayışıyla beslenmişin, Ahmet Telli’nin tırnağı olmayacak insansıların linçini kınıyorum. Bir kez daha yaşanmamasını diliyorum. Faşizm halka halka büyüdükçe sanatçıya baskı artar. Birliktelikle bu oyun bozulur.

Nalân Çelik: Hemingway’in ‘Çanlar Kimin İçin Çalıyor’ adlı romanının adı şair John Donne’nun şiirinden alıntıdır. Çanların hepimiz için çaldığını söylemek için mücadele eden şair Ahmet Telli’ye yapılan saldırıyı kınıyor ve ‘zira ben insanlığın içindeyim’ diyorum.

Deniz Faruk Zeren:  Ahmet Telli estetiğimizdir, vicdanımızdır, imgemiz, simgemizdir. Ahmet Telli tarihsel belleğimizdir, ustamızdır. Her zaman dik durmuş, kendinden sonraki kuşaklara örnek olmuştur. Linç girişimi utanç vericidir. İnsanlık karşısında yüz kızartıcıdır. Geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Devrim Horlu:Ahmet Telli’ye yapılan saldırı meselesi bana kalırsa bireysel bir saldırı olarak algılanırsa hata edilmiş olur. Güç, başka bir güç ile karşılaşma ihtimalini düşük görürse arsızlaşıyor. Otobüste tacize maruz kalan, sokakta şiddete uğrayan insanları seyretmekle yetinen bir toplumdan söz ediyoruz. Sokakta, evde, okulda, yaşamın her alanında; Ahmet Telli’nin yaşadığı bu ve benzeri meselelere cevap vermiyoruz. İki çocuk kavga etse ayırmaya korkuyoruz. Zayıf ve ucuz politik göndermelerle yazılan şiirler, sözde ideolojik yaklaşımlı eleştiri yazıları, tartışmalar kof. Mesele, benim de kıymet verdiğim bir şair olan Ahmet Telli meselesi değil.

Eminim o da meselenin sadece kendisi üzerinden ilerlemesi yüzünden rahatsızdır.
Neticede bu, Ahmet Telli’ye saldırı olayından çok daha ciddi.

Hıdır Işık: Sevgisizlikten gözlerine karanlık inmiş adamların boğazladığı bir ülkenin göğüne, insan kalabilmenin şiirini bırakmıştır Ahmet Telli. İnsana dair tüm boşlukların kederini gördük biz kalbimizde, itaatsizliğin sonsuz küstahlığına selam olsun!

Leyla Çağlı:Şair Ahmet Telli’ ye yapılan gerici, faşist saldırı ne yazık ki vicdansızlığı bir kez daha doğrulamış sadece şair Ahmet Telli’ ye değil vicdanlı, aydın, entellektüel her kesimden insana karşı işlenmiş bir suçtur.Suç mahalinin bir üniversite olması ayrıca kaygı ve üzüntümüzü arttırmıştır. Şiddetin ve linç kültürünün Türkiye’nin bilim ve aydınlık ocakları olması gereken üniversite isimleriyle birlikte anılması durumun ciddiyetini göstermektedir. Ahmet Telli yalnız değildir.

Arzu Demir: Şiiri ve şairi, düşünürü ve sözü korkuyla dize getirebileceğini sananlar var; çalışanı, üreteni, kadını, muhalifi, kendilerinden farklı olanı tehdit ve baskıyla sindirerek bütün topluma hâkim olabileceklerini sandıkları gibi. Çünkü onlar yalnızca güç karşısında diz çöktüklerinde var olabiliyor, gücün karşısında duydukları korkuyu ancak gücün birer hizmetkârı olduklarında yenebiliyorlar. Oysa gerçek gücün kendi olmaktan doğduğunu, kendi kalmak için mücadele etmek olduğunu bilmiyorlar; şairin şiirle kendini aradığını, kendi olmak için mücadele ettiğini bilmedikleri gibi. Bir de şiirin verdiği cesaretin ve gücün hiç farkında değiller ki söyleşisi sırasında Ahmet Telli’nin sözünü kesmeye ve hatta sonrasında onu tehdit etmeye yeltenebiliyorlar. O halde hatırlatmak gerekir ki şair ve şiir, geçmişte de pek çok kez benzer zihniyetlerin saldırılarına uğramış ama susturulamamıştır. Çünkü şiir bireyin vicdanının tezahürüdür ve ömrü, linçe girişebilecek denli ilkel kalabalıkların hizmet ettiği gücün ömründen çok daha uzundur. 

Murat Batmankaya: Tüm “silah”ı sözcükler olan ve aşk adına, özgürlük adına, barış adına bunu kuşanan bir şaire konuşma yaptığı üniversiteyi “mezar”a dönüştürmek isteyen zihniyeti hiçbir sıfat, hiçbir cümle eksiksiz tanımlayamaz. Çocukları tarikat yurtlarına, din baronlarının dağıttıkları harçlıklara muhtaç eden devletten adalet beklemek mümkün mü? Çocuk tecavüzlerine, kadın cinayetlerine göz yuman bir toplumda huzurdan söz edilebilir mi? Keşke insanlığımızı kaybettiğimiz o ilk ana dönebilsek… Ve muallimler, “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller” yetiştirebilseler. Ama masallar bile “mutlu son”la bitmiyor artık. Yazık, çok yazık!

Açelya Büşra Özdirek: Söz konusu olayın olduğu günden bu yana bakıyorum, kimi grup bu olaydan nemalanmak istiyor. Kimisi kendi kalemini ezerek karşı kalemi yüceltmeye, kimi de tam aksini yapmaya çalışıyor.  Bir kısım gerçekten duruma seyirci kalmamak ve kitlesel davranmak için harekete geçerken kimisi bireysel fikir beyan edip, kenara çekilip sosyal medyanın gücüyle bir şeyler anlamaya çalışıyor. Ve daha birçoğu… Burada esas olan, Şair Ahmet Telli’ye yapılan çirkin saldırının, temelinin neye, nereye dayandığıdır. Tarihte bunun örneklerini daha acılarıyla ya da benzerleriyle okuduk, çeşitli şekillerde şahit olduk. Biz Nazım Hikmet’i hapse atmış, Sabahattin Ali’yi öldürmüş, Metin Altıok’u yakmış bir toplumun içinde yaşıyoruz hala. O günden bu güne üzerine eklenerek, değişken koşullarda ama aynı sonuçlarla devam etmekte bu faşizan, çirkin, eğri politikalar.Sanat, sanatçı sentezlenmeden, davalarından uzak düşünülemeyeceği gibi, bize kalan kolektif çalışmaktan, nesnel tavır göstermekten ve sonrasında olabilecek herhangi bir karşı saldırının tekrar etmemesi için söz söylemekten, kalem ve bilek bilemekten başka bir şey olmadığıdır. Umarım farklı şekillerde aynı kapıyı çalan bu direnme hali, bilinçli ve ses getirecek şekilde devam eder. Umarım bunun ne denli önemli olduğunu görmesi gereken herkes bir şekilde idrak eder ve gereğini yapar. Umarım…

Nevruz Uğur:Ahmet Telli’yi herkes bilir. İdeoljisini şiirlerini ve diğer siyasal, kültürel sanatsal etkinliklerle muhalif olma bilincini kavramış ve kavratabilme kavgasını vermiş yaşayan, çalışkan devrimci bir şairdir. Sanal platformlardan edindiğimiz bilgilere göre 020Aralık 2018. H.Ü. Kitap Kulübü’nün çağrısıyla yaptığı “Cumhuriyet Döneminde Edebiyat” konulu bir sunumda “Toplumsal vicdan nedir” sorusuna “toplumların vicdanı yoktur linç kültürleri vardır. Vicdan bireyseldir” sözleri bahane edilerek, “Size bu ülkeyi mezar edeceğiz. Devlet biziz” sloganlarıyla Ahmet Telli ve söyleşi için gelen elli kişiyi aşkın insanı tehdit ve taciz ederek engellemişlerdir. Bu durumda özgür, demokrat, çağdaş bir ülke düşü olanların alışılagelen kınama iletilerinden başka ne yapabileceği tartışılmalı. Seçim öncesi, olası kargaşaya, dolayısıyla önlem adı altında sıkıyönetime meşruiyet yaratmak için basit gösterilen kötü amaçlı bir plan olabilir. Bu olası teorileri güçlendirecek korkunç, bilinçli, politik konuşmaların da dalaşmaya dönüştüğünü üzülerek izliyoruz. Zirvedeki muktedirler sık sık sokağı işaret ederken, sokaktaki faşist güruh da boş durmuyor. H.Ü Kitap Kulübünde Ahmet Telli ve dinleyici kitlesine yönelik faşist tehdit ve taciz olayı seçim öncesinde düşüncesi bile korkunç, hiç istemediğimiz,  oyunun bir lokal uygulaması gibiydi. Sevgili şaire, dinleyici kitlesine ve tüm sevenlerine geçmiş olsun diyorum.Şiir ve insan yükselerek direnecek.

Kaan Ali Kolcuoğlu:  Neydi olay hatırlayalım:”Hacettepe Kitap Topluluğu’nun davetiyle Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde, ‘Cumhuriyet Döneminde Edebiyat’ konulu söyleşinin konuğu olan şair Ahmet Telli bir grup öğrenci tarafından tehdit edildi. “

Tanıdık değil mi? Durun daha da tanıdık gelecek:

Bölüm sekreterinin içeriye girerek, “Salonu boşaltın tutamıyoruz kapıdakileri”Tutmasalar ne olacak? Dövülecek mi? Yakılacak mı? Gerçek aydınlar yiteli çok oldu ya misal Madımak… Değil mi nasıl da düşüyor gardımız! En son güzel atlara binip gidenler var mesela Can Yücel, Attila İlhan gibi. “Demirin örülmesi ve betonun dökülmesi gerekiyordu. Öyle de oldu. İnsan çürüyor ve kokuyordu. Herkes tanrıcık olmuştu ya peygamberlerden bu yana. Yas tutuyordu ölü(m/lü)ler sessizce…”

Tek başına çıkar gider yalnız bir şair, bir aydın, bir insan. Kendi dizelerini yazalı çok olmuştur oysa çocuklar ölmesin diye…

Nisa Leyla: İnsanın her alanda olduğu gibi, şiir ve söyleşilere tepki gösterilmesini kınıyor şiirin, vicdanın ve insanın yanında olduğumuzu belirtiyoruz. Sanat, insanın var oluş şeklidir. İnsan her alanda olduğu gibi sanatta da kendini var etmiştir ve var edecektir. Ahmet Telli de şiiriyle; insanlığın gelişimine, düşüncelerine, bütünleşmesine katkı sağlayan ve çağını yansıtan bir şairdir. Şiir dolayısıyla şairler her çağda karanlık güçlerin korktuğu büyük bir silah olmuştur ve olmaya devam ediyordur. Bir şiir uçağın düşmesini engelleyemez ama pilotun düşüncesini değiştirebilir der Filistinli Şair Mahmut Derviş.

Ahmet Telli’nin barış, mücadele, kardeşlik ve sevginin özlemiyle yazdığı şiirler güzelliğin diğer adı ve dünyanın kaosuna, çelikten kalbine dur diyenlerdir.  Şairin sesi şiiridir. Şairler susturulamaz. Ahmet Telli’nin yanındayız!

Nevin  Koçoğlu:  “ Düşman dönük

Bir mavzer gibidir umut”

Ahmet TELLİ

Ve bu umuda, dirence, dik duruşa tahammül edemeyen, işine gelince şiiri kendisine kalkan yapan ama sanata ve sanatçıya asla saygı göstermeyen faşist güruhun temsilcileri olan bir kitle -Türkiye’nin Ahmet Abisi- Ahmet Telli’nin Hacettepe Üniversitesi’ndeki şiir etkinliğine saldırdılar. Bu saldırıyı gerçekleştiren vandalların bu saldırıyı gerçekleştirme cesaretini nereden aldıkları açıkça ortadadır.

  “ Devlet biziz”, “Buraları size mezar edeceğiz” söylemlerinin şiir nezdinde tüm sanat dalları ve sanatçılar için söylendiğini düşünüyorum ben. İktidarın sanatın hiçbir dalına hoşgörü ile bakmadığını hepimiz biliyoruz. Eleştirel hiçbir dizeye, resme, çizgiye, cümleye tahammülü olmayan iktidara muhalif olan gerçek bir sanatçı, o hükümranlık için aleni bir tehlikedir kendi mantığına göre. Ama bilmeliler ki, bu saldırılara maruz kalan Ahmet Telli ve birçokları nerelerden ve nelerden geçerek geldiler bugüne…

 Ne olursa olsun bu dirençli dik duruş asla baş eğmeyecektir. Umudum buna karşı verilecek tepkinin asla kınama sınırlarında kalmamasıdır.

Oya Uslu:  Tarihte pek çok kez, sırtını egemenlere dayamış, gücün etkisiyle pervasızlaşmış, kin ve nefret kusan şımarık ve kibirli güruhun sanatçılara saldırdığı görülmüştür. Şiirden nasibini alamamış bu insanlar, ne yazık ki insanlık onurundan; sanatın umudun, sevginin dili olduğundan; vicdanın sesini haykırdığından habersizler. Öyle ki, “Derim ki ey kavmim, zulmünüz Payidar, yurdunuz çığlığımdı Ki hükmünü kendim veriyorum Yakın beni sesim sorulara dönmeden Küllerimin altında kalacak Mutluluk sandığınız ne varsa” diyen Ahmet Telli’yi ve yoldaşlarını dize getiremeyeceklerinin, şiire kurşun işlemeyeceğinin farkında bile değiller. Tarihimize yeni bir utanç lekesi olarak geçen bu saldırıyı kınıyor, ülkem adına üzüntü duyuyorum.

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ