Esra Sağlık: “Yalnızlık Ülkesinin Şiiri: Gelmek Gazeli”

  • 22 Kasım 2018

Dil demek, sözlerin; aklın ve mantığın ilkeleriyle dizilmesi demektir. Dilde yaratıcılığa ve özgürlüğe giden yol, bu ilkelerin ötesine geçmekle mümkündür. Bu da şiirle gerçekleşebilir. Şair sözcükleri iletişim aracı olarak kullanmak zorunda değildir. Nasıl bir heykeltraştan sanatının gereci olan taşı ya da mermeri gündelik hayatta merdiven olarak kullanması beklenemezse, şairden de sözcükleri gündelik hayatta işe yarayacak şekilde kullanması beklenmez.  Buna rağmen şair; dili, iletişim aracı olarak kullanmasa da dilin olanaklarını geliştirir, zenginleştirir ve güçlendirir.

Tam da burdan yola çıkarak İsmail Biçer’in “Gelmek Gazeli” adlı son şiir kitabında dilin olanaklarının nasıl ustaca kullanıldığının göze çarptığını belirtmek isterim. Kitapta karşımıza çıkan ilk şiir, Yaşam: Kanatları Kırık Kuş adlı şiirdir. Şair bu şiirinde fiilimsilerle başarılı tamlamalar kurarak oluşturmuştur dizelerini.

“mavi bir gök kanatlarının altındaki

her gün rengini kaybeden”    (s:11)   

 

 

“tüm mevsimlerin orada

  birbirinin aynı olan” (s:11)

 

 

Bir metni şiir kılacak ölçütlerden olan söz ve anlam sanatlarının nasıl kullanıldığı da önemlidir. Okuyucunun zihninde oluşacak görsel hareketlilik ve çağrışımı güçlendiren sanatları kitaptan seçtiğim dizelerle örneklemek isterim.

 

“yaşam:kanatları kırık kuş”(s:11)benzetme

 

“ses çekilir;

yalnızlık yoklar aynalarda kendini”(s:12)kişileştirme

 

“nehirler geçtim

yoksul şehirlerde durdum”(s:12)ad aktarması

 

“durma!

Kapat kendini içinin dehlizlerine”(s:13)nida sanatı

 

İsmail Biçer, Gelmek Gazeli’nde insana ve dış dünyaya, kişisel serüveniyle getirdiği ve samimiyetle harmanlanan doğal bir dille ulaşmaya çalışır.Yaşadığı acı, endişe,yalnızlık ve çocukluğa  özlem duygularını ifade etmeye çalışırken okura imge ve çağrışım şöleni yaşatır. Şiirler insana ve hayata dokunan şiirlerdir. İmgelemi somutluk üzerine kurulan dizelerde dil, anlatım ve teknik oldukça belirgindir.Biçer’in kendi ifadesiyle “Şiir kendini imge üzerinden kuruyor. Meteforlardan yoksun bir şiire imgesel şiir dememiz mümkün değil.Varsa da ortaya çıkmış olana şiir dememiz mümkün değil.Buna bir ad bulacak olursak:”manzume”dememizde ne sakınca olabilir?” Bu ifadenin paralelinde Gelmek Gazeli için imge ve çağrışımlarıyla  zengin anlam katmanları yaratıyor denebilir.

 

“kapanıyor tüm sızılarıyla bir şiir

kendi içine,kendini yazan şairin bahçesine

imgesini kendinden sonraya bırakan lahit”(s:13)

 

“zaman acısını dilimize sürüyor

dilimiz:isyanlarülkesi”(s:24)

 

“salıncaktaki çocuk

ipe değil

kalbine tutunur”(s:29)

 

Gabriel Garcia Marquez kendisine nasıl yazdığını soran bir gazeteciye şu cevabı verir: “Vazgeçerek.” Fazlılıklardan kurtularak daha iyi eserler verileceğini vurgular Marquez. Bu anlayışla yazıldığını düşündüğüm Gelmek Gazeli, duru ve yoğun anlamlı şiirlerden oluşur. Şiirlerde fazlalık sayılabilecek tek sözcük bile yoktur. Çoğul ekleri şiirlerde genellikle fazlalık gibi dururken kitaptaki bazı şiirlerde ses, ahenk ve müzikaliteye katkı sağlamıştır.

“ beni bağışlama

 güneş, toprak ve nehirler

 ve bilcümle kentler

 ne zamandı, nasıl geçti kollarımdan

 unuttum.” (s:14)

 

Biçer, kitabında okuyucuyu yormadan  dış dünyaya bakışının yanı sıra kişiliği ve şairliği hakkında da ip uçları verir. Şiirinin merkezinde kendi “ben’i” vardır. Özne, iç dünyasındaki hezeyanları anlamlandırma çabasıyla dış dünyadaki özneye seslenir. Bu iki özne aynı ben’dir. Yalnızlık kalkanıyla kendi içine kapanan özne adeta bu dünyadan kaçan bir yeryüzü kaçağı olur.

“kendine saklanmış

kaçak bir yolcuyum yeryüzünde”(s:25)

 

 

“ömrüme musallat oldu bu karanlık

 yuvasını bozduğum kuşların ahı mı”(s:23)

 

Hayatta karşılığı olan şiiri yazan şairlerin en etkileyici özellikleri kendi trajedilerini, dili kullanmaları ve imgelemlerindeki özgünlükle yansıtabilmeleridir. Didem Madak, Ahmet Erhan ve Gülten Akın bunun en güzel örneklerindendir. İsmail Biçer de kendi trajedisinden yola çıkarak şiirinin bileşenleriyle beraber okuyucuyla sağlam bir ilişki kurmuştur.

Geçmişinden gelen çalkantıların girdabında sadece susmayı tercih eden özne, kendini yalnızlığa mahkum etmiştir. Şiirlerdeki  gerilim de burda başlamaktadır. Yalnızlık izleği “Gelmek Gazeli’nde” şu dizelerle anlatılmıştır.

 

“yalnızlık

 Ah! kapanmayam yaram”( s:13)

 

“geldim

bir yalnızlık ki bir ağaçtan sarkıyordu,

topladım durdum”(s:15)

 

Gelmek Gazeli’inde göze çarpan başka bir özellik de kısa e yoğun anlamlı şiirlerin de bulunmasıdır. Bu şiirler bir sözcüğün akla gelmeyecek başka anlamlarda ve çağrışımlarda kullanılmasıyla oluşmuştur. Çocukluk, yalnızlık ve acı izlekleri  adeta tek hamlede okuyucuyu şaşırtır.

 

“eğildim

 kalbime baktım

kalbim: yenilgiler tarihi”(s:44)

 

“töz ve şivan

 

Kimse bilmezdi kardeş olduklarını

Bir şiire düşmeden önce”(s:33)

 

Yalnızlık  ve  acının başat rol oynadığı şiirlerde ölüm ve intiharın izlek olarak kullanılmaması öznenin şiire sığındığı, okuyucuya da bir çözüm yolu sunduğu tespitini yapmamıza neden olabilir.

Gelmek Gazeli’indeki aşk, yenilmiş aşklar ansiklopedisi gibidir. Öznenin trajedisine adeta trajedi katar.

“aşk

 çekip gitmekmiş meğer

bütün suların kalbinden

usulca çekilen ay gibi”(s:42)

 

“sen gidince

renkleri soluyor hayatın

tekleşiyor yeryüzü”(s:41)

 

Kitapta dikkatimi çeken başka bir nokta da; kitabın adındaki “gelmek” sözcüğünün olumlu bir anlam çağrıştırmasına rağmen şiirde ,  güzün çağrıştırdığı” hüzün ve kedere gelmek” anlamında kullanılmasıdır.Şair gelmek sözcüğü ile karşıtlık üzerine hoş bir anlam sapması yapmıştır.

“geldim

  güz çoktan inmişti şehirlerin kalbine

  kendi kalbim sandım”(s:15)

 

Aynı durum “mesafe” adlı şiirde de göze çarpar:

 

“ne zaman seni düşünsem

 gülden bir mesafe iniyor aramıza”(s:46)

 

Şair Ezra Paund’a göre imge; görme, işitme, dokunma gibi duyulara hitap edebildiği oranda güçlüdür. Bu da şiiri daha etkileyici kılar. Biçer de kitabında doğadan yaptığı aktarımlarla farklı duyulara hitap ederek okuyucunun zihninde güçlü resimler çizmiştir.

 

“her gece yıldızlar konuyor yüzüme

 yıldızlar ki gecenin hüzünlü kuşları”( s:49)

 

“balkonda rüzgar çanları

Birikmiş bir hüznü döküyorlar geceye”(s:50)

 

Gelmek Gazeli, kalabalıklaşan şehirlede yalnızlığını çoğaltan sessiz çığlıkların sahibi olan okuru muhatap alarak kaleme alınmıştır. Dilindeki sadelikle bu kadar güçlü bir  lirizmi yakalaması yönüyle de özgünlüğünü ortaya koymuştur.

Okuma Notları

*İsmail Biçer   Gelmek Gazeli, Artshop Yayınları,1. Basım, Ağustos 2017

 

*Şehir Dergisi 116.sayı

 

*Koza Düşünce 25.sayı

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ