Yanıkkapı’nın ‘Adnan Abi’si

İsmail Cem Doğru

Yazarın şu ana kadar yazılmış 13 makalesi bulunuyor.
  • 14 Kasım 2018

Ağabey diye yazılıp Abi diye okunan bu sözcüğün Türkçedeki müstesna yeri pek çok gerekçeye dayanıyor. Türkçede okunuşuyla yazılışı farklı olan çok az sözcük var. Biri de bu. Bir de başka dillerde karşılığı olmayan çok az sözcük vardır. Yine bir tanesi bu sözcük… Ama iki özelliği aynı anda taşıyan öyle sanıyorum ki tek sözcük “Abi” ya da “Ağabey”.

Bu topraklara aittir ve sanıldığı gibi yaş farkını ifade etmez. Ne bir statü ifade eder ne de bir rütbe. Birinin hayatına dokundukça anlamını büyütür. Gülümsedikçe heybetini yükselten bir saygı ve sevginin tanıklığıyle sonraki nesillere güvenle aktarılabilmiş bir karşılıktır “Abi”.

Bunun anlamını bilerek büyümüş insanlar vardır. Bu insanların kurduğu aileler. O ailelerin evleri ve sokakları vardır bu sözcüğün anlamını büyüten. Yanıkkapısokak da bunlardan bir tanesi. Beyoğlu denildiğinde ülkenin önemli bir kesimine farklı şeyler çağrıştırır. Ama Beyoğlu Yanıkkapı çok farklı şeyler çağrıştırmaz. Biraz altını deşince ülke nüfusunun yarısına yakın bir kesimine kucak açmış bir sokaktan söz edildiğini anlayabilirsiniz. Hırdavatçıların elektrikçilerle yıllardır kardeş gibi yaşayıp varlıklarını sürdürdüğü bu sokak birbirinden pahalı öyküler saklar koynunda. Farklı diller konuşan, farklı dinlere ve kültürlere mensup, birbirine benzemeyen politik görüşlerin sessiz sedasız yaşam kavgasına dönüştüğü ve bu kavgada ayakta kalabilmek adına dayanışma içinde olmak zorunda olduklarının farkında olan bir sokağın sakinleri, aslında milyonlarca insana bakmanın bilinciyle akıtırlar terlerini.

O sokağı zamanın değiştirdiği yasalara, rant mücadelesine ve finansal oyunlara teslim etmeyen dinamikler kendiliğinden oluşmuyor elbette. Bunu kimlerin oluşturduğuydu bütün mesele. Çünkü o sokağın ne anlama geldiğinin bilinciyle her gün fitili yeniden geren, ateşi harlayan ve yaşama sevincini diri tutan birileri olmasa koca binalara teslim olan onca sokağa inat nasıl ayakta kalınabilirdi ki. Onlara kısaca Abi deniyor işte.

Adnan Ceyhan,Abi’lik kavramının en geniş karşılığıydı. Gülümsedikçe anlamını pekiştiren heybetiyle güven duygusunu etrafa yayan bir anlam yaratmıştı yaşamıyla adı arasında. Çocukluk yıllarında çırak olarak girdiği Yanıkkapı’dan bir sektörde gelinebilecek en yüksek noktaya, üstelik kendisine yapılanları unutmadan ve bunun intikamını alma hırsını da törpüleyerek, sevilme içgüdüsünü yitirmeden yükselmenin ustalığını gelecek nesillere öğretmek gerekiyor.

2009 yılında beni ona çalışan olarak önermişlerdi. İlk tanışmamız bu şekilde olmuştu. Sonra yanıtını beklemeyip başka firmayla anlaştığım için o kadar kızmıştı ki bir yandan kızarken diğer yandan gururumu okşadığını farketmemek olanak dışıydı. Karşısında ayak ayak üstüne atmaya cesaret edemediğiniz biri sizi azarlıyor diye mutlu olmanızı sağlayan da bizzat kendisiydi. Bu garip ruh hali o gün bana birine kendini iyi hissettirmek için özel şeylere ihtiyaç olmadığını öğretmişti.

Sonra başka şeyler de öğretmişti. İki basamak yükselince açılmaz olan telefonların aksine söyleyecek sözü olana her zaman açılan telefonların Yanıkkapı’nın derinlerine gömdüğü kibri gördük hep beraber.

Bazı insanların öldüğüne inanmak zor olabilir. Dostları onun hastalandığına da inanamamıştı. O akla ziyan yokuşun başlattığı sokağın kapatılan çıkışındaki tüm işletmelere yansıyan hüzün, bir avluda son bulmadı elbette. Belki de bıraktığı boşlukta giderek hacim bulacak bir tomurcuk bıraktı hüzün. Güle güle Adnan Abi. Bizi unutma…

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ