Emre Gürkan Kanmaz: “Varoluşsal krizlerin odağında bir düş-roman olan: Düş Yiyiciler Sirki”

  • 05 Kasım 2018

Varoluşsal krizlerin odağında bir düş-roman olan: Düş Yiyiciler Sirki

 Kısa bir süre önce Ve Yayınevi tarafından yayınlanan “Düş Yiyiciler Sirki” modern çağın tüm açmazlarına bir karşı duruş niteliğinde yazıldığını düşündüğüm bir novella. Oylum hacmi bakımından bir kitap kurdu için bir-iki saatte rahatlıkla bitirilebilecek bir yapıt. Yazarı Memed Osman. Kendisinin sinema geçmişi olması sanırım ilk edebi yapıtına görsel bir zemin oluşturmuş, çünkü metnin birçok bölümünde yazar tarafından görsel hilelere başvurulmuş, bu da tabi okur açısından sıkıntılı bir durum arz etmiyor, aksine okurun düş gücünün aktif ve dengeli çalışmasına yardımcı oluyor. Bu görsel tutum dolayısıyla yazar kısmen de olsa iyi bir iş çıkarmış oluyor. Çünkü metnin bütününe baktığımızda maalesef okur doygunluğu açısından kusursuz bir yapıttan söz edemeyeceğim. Böyle söylememde öznel olarak birkaç husus hâsıl oldu.

İsmini mitik bir karakter olan Narkissos’tan alan Na! isminde orta yaşa mensup bir panik atak hastasının hikâyesini anlatıyor Osman. Gerçek dünyaya alternatif olarak yaratmış olduğu paralel dünyasında Na! nın esrarengiz bir sirke yine sirk kadar esrarengiz bir çocuğun yardımıyla dâhil olmasını ve bir zaman sonra dâhil olduğu sirkin kendi ruhsal dünyasında olumsuzluklara yol açışını okuyoruz metin boyunca. Metin tanrı-anlatıcı üslupla karakterin dünyasını neredeyse gotik bir anlatıya, bir karabasana dönüşüyor. Türün sadık okurlarına iyi gelecek bir özellik. Ama bazı bölümlerde temponun, hatta kurgunun tavsadığı kısımlar göze çarpıyor.

 

Metnin girizgâhında herhangi bir sıkıntı yok. Okuru içine alan yapısı merak unsurlarını harekete geçiriyor. Çocuk karakterin gerçekçiliği metin ilerledikçe ayakları daha bir yere basar konuma geliyor. Ancak Na! karakteri kanımca iyi resmedilememiş. Çünkü yazarın seçtiği konu ilginç ve özgün bir konu, dolayısıyla okur daha fazlasını istiyor. Na! nın işini, dış görünümünü, hastalığını ve kısmen de olsa çevresiyle olan ilişkilerini öğrenebiliyoruz metinden. Ama sadece o kadar. Bir yerden sonra okur için başkarakterin bağlayıcılığı ortadan kalkmış oluyor. Çünkü biz okurlar çoğunlukla karakterlerin geçmişlerini de merak ederiz.

 

Bir diğer husus ise metnin göndermeleri ile ilgili. Aslında yazarın dilinde, hayata ve modern çağa olan yaklaşışında herhangi bir sıkıntı yok, sıkıntı aktarmada. Yazarın aktarımındaki yoğunluk sıradan çoksatar okuru için değil. Belki yazarın bilinçli bir tutumudur.

 

Yazımın başında yazarın görsel hilelerinden bahsetmiştim. Başta da dediğim gibi okur için sıkıntı verecek türde bir görsellik değil bu. Aksine az bulduğum bölümler bile oldu. (Sirk içindeki aksiyon sahneler) Metnin oylum hacmi de göz önünde olduğundan yazarın ekonomik bir yol izleyişi hiç kuşkusuz bilinçli bir tercih.

 

Karakterlerin birbirleriyle olan etkileşimleri konusuna da değinmek istiyorum. Bu konuda yazar iyi bir iş çıkarmış. Sahte duran hiçbir karakter yok metinde, sadece başkarakterin kanımca iyi yoğrulamaması durumu var. Misal, yazar diğer tarafta, esrarengiz çocuk ile Na! nın kimyasını iyi tutturmuş ve çok yerinde ve zeki diyaloglarla kotarmış. Sırf bunun için bile metnin uzun olmasını dileyecek okurlar çıkacaktır gün yüzüne. Ancak Na! tek başına ele alındığında deminki kimyadan eser kalmıyor.

 

Metinde göze çarpan bir diğer özellik ise yazarın kelime dağarcığı. Memed Osman çağdaşları gibi yavan bir dil kullanmamış. Dilimizin modern olanaklarını olabildiğince kullanma yolunu seçen yazarımızı kutlamak gerek. Metnin bazı bölümlerinde şiirselliğe de yakın durduğu rahatlıkla anlaşılabiliyor. Bu yönden metnin kalitesine yönelik olumlu bir puan kazanmış oluyor Osman.

 

Son olarak metne adını veren sirk unsuruyla ilgili birkaç cümle söyleyeceğim. Edebiyatımızda ve dünya edebiyatında değil de daha çok sinema sanatında gördüğümüz bu unsur kanımca daha fazla işlenmelidir. Çünkü alegorik yapısı bakımından fantazya yazınına yakın duran/yakışan sirk unsuru birçok fantastik yazar için önemli bir malzeme olabilir.

 

Günümüzde çıkan onca çöp kitaba göre daha iyi durumda olan bu yapıt yazarı için önemli bir referans olacak gibi duruyor ancak bunun için yazar sonraki yapıtlarında ilk yapıtının üzerine koyacak şekilde ilerlemelidir. Böyle olursa Memed Osman gelecekte kendine iyi bir yer edinebilir düşüncesindeyim. Bu haliyle de bir ilk yapıt olarak okur beklentilerinin birçoğunu karşılayacağını rahatlıkla söyleyebilirim. Umarım “Düş Yiyiciler Sirki” birçok lezzet sahibi okur tarafından keşfedilir.

 

Reklam
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ