Eşlik Edilememiş Şarkılar

İsmail Cem Doğru

Yazarın şu ana kadar yazılmış 13 makalesi bulunuyor.
  • 09 Ekim 2018

Üniversite yılları politik görüşlerin şekillendiği en hareketli yıllar herkes için. Her politik görüşün bu mecrayı geleceğin teminatı olarak gördüğüne şüphe yok. Sebep – sonuç ilişkisine bakılmaksızın geçmişteki bu görüntünün bugün de değişmediği ortada. Ama değişen çok şey var.

Sol tandanslı siyasi görüşlerin yaşamınıza dâhil olmasıyla birlikte önce size dayatılan kitapları okumaya başlarsınız. Dinlediğiniz şarkılar değişir. Popüler kültürün tüm parametrelerinden utanmaya başlarsınız.Yaşadığınız coğrafyayı ve dünyayı öğrenmeye başlarsınız. “Etnik” diye biz sözcük yaşamınıza girer. Türkülerin önemini kavratırlar. Hiçbir şeye burun kıvırmamayı öğretmeye çalışırlar. Sonunda ortaya hayal ettiklerinin dışında kişilikler çıktığında bile devrimci bilinç ve örgütlenmenin gereksinimleri değişmez.

Öğrenciliğimizin ilk yıllarında devrimci mücadeleden vaz geçmenin aşağılık bir tutum olduğu bilincimize işlenmeye çalışıldı. Beni pasifist buluyorlardı. Ama ömrünü devrime adayacağını söyleyen tüm arkadaşlarımız o yoldan uzaklaştı. Bugün de üniversite öğrencileri benzer süreçlerden geçiyor mu, bilemiyorum. Geçiyor olmalarını ümit ediyorum. Çünkü devrimci hayallerinden vazgeçen o çocukların tamamı parayı bulamadı. Ama tamamı aydın, aklı başında, kültürünü tanıyan, erdemli birer bireye dönüştü. Çocuklarını da ona göre yetiştirmeye çalıştıklarına şüphe yok. Bu öğretinin yan etkileri de yok değil elbette. Cehalete tahammül edemeyip onları küçümseyen bir insana dönüşmek de mümkün. Ne yazık ki cehaleti küçümseyip aşağılamalarını da sağ tandanslı politik görüşler iyi kullandı. Yoksa yıllardır yaşananlar nasıl açıklanabilir ki?

Geçtiğimiz günlerde 6 Ekim Dünya Öğretmenler Günü kutlaması kapsamındaki bir etkinliğe katılma şansı buldum. Bizim yaş grubumuzdan öğretmenler vardı çoğunlukla. Yaklaşık yüz kişilik bir grup… Önce bir müzik topluluğu küçük bir konser verdi. Enstrüman çalanlar da solistler de öğretmenmiş. Konserden sonra “beraber türkü söyleyelim” dendi. Başta güzel bir fikir gibi göründü bana da. Kürtçe türkülere kimse eşlik edemedi haliyle. Buna Kürtçe bilen arkadaşlar da dâhil. Yani biraz nakaratlara biraz da bazı sözleri mırıldamakla yetindiler. Sonra Türkçe sözlü türküler de söylendi. Salondaki iki-üç kişi dışında hiç kimsenin bir türküyü sonuna dek söyleyemediğini fark ettim. Daha güncel şarkılara geçildikçe durumun değişeceğini sandım. Ama değişen bir şey yoktu. Ne gençler, ne bizim kuşak, ne de yaşı daha büyük olan arkadaşlar bir disiplin içinde bir şarkıya eşlik edebildi.

Bugün, devrimci olmaktan vaz geçen o çocuklar da artık bir şarkıya sonuna dek eşlik edemiyor. Yazıyı ilahi bakış açısıyla yazıyormuş gibi göründüğüme bakmayın. Benim durumun da çok farklı değil.

Bir türküyü bile sonuna dek söyleyemeyen insanlardan ülkelerine sahip çıkmalarını bekliyoruz. Kuşkusuz kendimizi bu hale biz getirmedik. Ama bize zarar vermek isteyenler amacına ulaşmış gibi görünüyor.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ