ÖZ’ün ANASI SÖZ’e KARŞI ya da 700 KERE CUMARTESİ

Sezen Çiğdem

Yazarın şu ana kadar yazılmış 1 makalesi bulunuyor.
  • 05 Ekim 2018

ÖZ’ün ANASI SÖZ’e KARŞI ya da 700 KERE CUMARTESİ

 

Tevrat der ki: “Önce söz vardı.”

 

Yalandır!

 

Zira ağlamak, sözden önce, insandan yani  an’dan sonra vardır.

Bu sebepledir ki, her ses o ağlama ile başlamamış mıydı ve başlamamış mıdır?

 

Çünkü yaşama göz ucuyla bakarken, o belirsizliğin acısıyla ağlardı insan, yaşayacaklarını bilircesine…

 

Söz bilmezdi insan.

Çünkü, henüz kirletilmiş dillere dair bir programın parçası değildi.

Dolayısıyla böyle temiz, bembeyaz bir süt ile ve tülbent gibi başladı biz insan oğulları ve kızlarının hikayesi.

 

Söz, yalandır!

 

Söz de bilmezdi, insanın dolambaç ile yalanla kendini kurşuna dönüştüreceğini…

 

Hepimizi hayat her gün en az bir kez ağlatırken; bugün bildiğimiz ve bilmediğimiz birileri var ki, o insanlar yedi yüz hafta, yedi bin gün, yetmişbin gün yetmemiş olarak, bir zamanlar ağladıklarına sevindikleri; “Aman üşümesin! Aman hasta olmasın! Aman aç kalmasın! Aman düşüp başını yere vurmasın!” Diyerek, geceleri uyumadan, gündüzün kendi yiyemeyeceği lokmayı, çocuğuna yedirerek büyüten anneler bu insanlar.

İşte bu anneleri bir çürümüş kemiğinin kokusuna hasret bırakanlar var.

 

Bu ne demek bilebilir misiniz!?

 

Var olanın yok, yok olanın var edilemediği şu koskoca evrende, onbinlerce kadının evladı, “KAYIP!”

 

Hayatta kaybedecek tek kalesini yitirmiş, ölüsünün yasına dahi hasret bırakılan hatta çocuğunun çektiği ıstırabı çekerek ölmeye can atan anneleri, işkenceyle değil bir insan, inanılan Tanrı dahi korkutamaz.

 

Şayet bir teröre dahil olan sınıf varsa; şimdi kayıp konumunda olan bu insanları; bir zamanlar, isnat edilen suçlardan yargılayıp adaleti sağlamak yerine, sırf patriarkal zevkler uğruna katledip, katlettiğini söylemeyen, sümenaltı eden ve onları analarından mahrum edenlerdir.

Bu insanları sözde “kayıp” konumuna getiren, ölüleriyle tiyatro oynayanları isteyen annelere terörist demeye, bir anne evladı olan kimsenin gücü, vicdanı  yetemez. Yetmemeli!

 

Devlete karşı gelmek yerine, devletten yardım isteyen, seslerini duyurmaya çalışan bu annelerin acısının ve

Utanç, acı, kahır içinde izlediğimiz, ana evlatlarının ana evlatlarına ettiği bu dram tiyatrosunun son bulmasını dilerken, bu coğrafyanın kan suyuna, gözyaşına doyduğunu anlayan bir anlayış istiyorum Cumartesi Anneleri’mle beraber.

 

 

 

Empati kurarak dile getirdiğimde, iki dipçem var, bu son sözüm olsun devlete:

 

  1. Ne denilirse denilsin; annelik kavramı içinde üzerinde oluş(turul)an mağduriyetin mazereti, maskesi, istismarı, kılıfı olmaz.

 

Ve 700. haftada şunu öğrendim ki (dipçesi):

 

  1. Demek ki neymiş; bu topraklarda öldürülen bir insanın varsa ve onun için adalet aransın istiyorsan, sen bir teröristsin, müptezelsin, çapulcusun, provakatörsün, hainsin fakat “insan” değilsin.

 

Demek ki ve isterler ki, inandıkları,  programladıkları şekilde yaşayalım.

 

Ama yaşamazsak; bizleri kaybederler bir “beyaz toros” içinde.

 

Yetmez!

 

Döverler, öldürürler.

 

“Bu bir gözdağı olsun” Derler.

Sağ kalanlar için…

 

Tetiği kendi vicdanlarına çeker ama kurşunu bize sıkarlar.

Kuşa çevirirler kuş kadar düşünme yetisi olmayan insanların elinde.

 

Ama biz “barışmak” dolarız.

Neden mi?

 

Çünkü değil Gorki’den beri, biz doğa varolduğundan beri “Ana'” yız.

 

Tevrat der ki, “Önce söz vardı.”

Külliyen yalandır.

 

 

“Önce ANA vardı. ”

Çünkü ağlıyorduk hepimiz.

 

Ve insan ağladı…

 

 

3 Kız 1 Ana

Sezen ÇİĞDEM

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ